Haber Sitesi
HV
10 ARALIK Çarşamba 11:18

Mevcut Finansal Sistemin Kötü Bir Mit Olduğunu Biliyor musunuz

Emre Baktıroğlu
Emre Baktıroğlu
Giriş Tarihi : 02-01-2023 13:31

 

 2022 yılının son yazısına yeni yıl temennileri ile girmeme kararı aldım.  Çünkü çevremde ki herkes umutsuzluk ve karamsarlık içerisinde ve en küçük sevindirici gelişmeye bile beklenmedik reaksiyon gösteriyor. Bu sebeple, kutlama yerine bu yılın sonunda net bir gözlemimi paylaşmak istiyorum.

Çeşitli kaynakları inceliyorum. Dünyada birçok ekonomi araştırmaları yapan ve global ekonominin duayenlerini takip ediyorum.

Ekonominin kurallarıyla oynayan ülkemizin, haklı yanları var mı diye bakmak, gözden kaçırmış olabileceğim herhangi bir detayın ülkemizin geleceğine nasıl tezahür edebileceğini görmek için kâhin küresine gözlerimi dikiyorum.

Görüyorum ki: Beşinci sanayileşme dönemiyle beraber üretim, tüketim ve pazarlama yöntemleri değişmiş; internet, bilişim sektörü, havacılık ve uzay sanayi eski yöntemlerin yerini almış; ticaretin seyri, boyutu ve şekli ülkelerin teknolojilerinde önemli çapta reformlara neden olmuş. ‘Dünyayı anlama ve algılama biçimlerini değiştiren teknoloji, insan davranışlarını yöneten ve yönlendiren akıllı aygıtların yapay zekâ sistemlerini kullanma yetenekleri sayesinde gelişmeye başlamış.

Bugün, Amerika’dan Avrupa devletlerine kadar dünyanın en zengin bölge ve ülkelerinin gelişmelerini sağlayan en önemli unsurlar teknoloji ve sanayi devrimleridir. Sanayi sektöründe yüksek teknolojili imalat sanayi üretimi yapan ülkeler pandemi sonrası başlayan ve hala süreci devam eden ‘yeni normal’ kabullerine devam ediyorlar.

Türkiye’de imalat sanayinin üretim değerine göre teknolojik alt yapısı oldukça yetersiz. Savunma sanayi alanında yapılan yatırımlar karşılığını nasıl bulacak takip etmek gerekli. Fakat bugün için izlenebilir rakamlar var. 2003 yılında yüksek teknolojili imalat sanayinin toplam imalat sanayi içerisindeki payı %7,6 iken, 2016 yılında bu oran %3,3’ e kadar gerilemiş. 2017 geçici verilerine göre ise yüksek teknolojili üretimin imalat sanayi içerisindeki payı yaklaşık %3,4 oranında. Öyle görünüyor ki Türkiye’de İmalat sanayinin gerçek yapısı düşük teknoloji ve orta düşük teknolojili üretime dayanıyor.

 Sanayileşmiş ülkelerin üretim ve tüketim oranlarının sürekli güncel olduğu kaynaklara göre bugün ve şimdi: Amerika’nın 31 milyar doları geçen borcunun karşısında; 25.8 milyar dolar üretimi var. Yani tüketimi üretiminden fazla. Çin’de ise üretim 17.5 milyar dolar iken tüketim 11 milyar dolar seviyesinde.

Türkiye’de durum biraz daha farklılık gösteriyor. 678 milyon dolarlık üretimine karşılık tüketim 231 milyon dolar seviyelerinde. Yani üretim faktörleri canlı ve canla başla çalışmaya devam ediyor. Fakat Meksika, İran gibi ülkeler -yüksek baskı ve ambargolarla ekonomisini planlamasına rağmen-   yine de bir hayli gerisindeyiz.

Yukarıda verdiğim örnekler: sürekli ihracat odaklı üretimin tek bir unsur olarak bir ülkeyi kalkındırmasının mümkün olmadığını gösteriyor. Bu durum, sadece şu anda ki mevcut finansal sistemin mit olduğunu bizlere gösteriyor.

YANİ SADECE SANAYİ ÜRETİMİ YETMEZ

Sanayi üretimi yanında bütüncül bir yaklaşımla konuyu değerlendirmek gerekir.

Bir ülkenin gelişimi için aynı zamanda karar vericilerin de kendisini yenilemesi ve geliştirmesi ilk adım olabilir.

Toplumsal ve sosyal gelişimin, üretim ve tüketim faktörlerinin doğru kullanılması bilincini arttıracağını inkâr etmemeliyiz. Bu durumu sağlamak, bence eşit ve adil bir paylaşımın oluşturacağı rahatlık, kaliteli yaşam ve verimli üretime neden olacak şekilde programlanmalı.

Öz kaynakların araştırılmasına ve uzun vadeli bir değerlendirmeye önem verilmeli ve hammadde girdilerinin planlı ve ucuz bir şekilde üretime dahil edilmesi belki de en önemli adımlardan biri.

Hala eski teknolojileri kullanan firmalara, yeşil üretimi teşvik eden imkanlar sunulmalı.

Eş zamanlı olarak kendi teknolojimizi üretip kullanarak, bu teknolojiyi pazarlayabilen ülkeler arasına girilmek için çalışmalar başlamalı.

Evet farkındayım, gözlemim bir öngörü ve gelecek adımlarını tanımlamaya dönüştü. En başta kutlamayacağımı söylediğim yeni yılın, hepimizin ortak geleceğini ilgilendiren sanayi, teknoloji, toplumsal ve sosyal gelişimin mit olmayacağı yeni bir başlangıç olmasını diliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Gamze Yılmaz 3 yıl önce
Hakkıyla yapılıyorsa her üretim her sektör ekonomiye katkı yapar. Hakça gelir bölüşümü olursa herkes ekonomiye katkı sunar. Sanayi yetmez evet yanına yine konut eklediler. Bu iyiden iyiye yetmez. Akıl dışı.
Taha 3 yıl önce
Bu şekilde başlıklar bulmakta zorlanmıyor musun.
Emre Baktıroğlu 3 yıl önce
Başlıkların içeriği okuttuğunu düşünüyorum. Sadece başlık ve ilk satır okuma alışkanlığına sahip sosyal medyacıları düşündüğümüzde bunun etkili olduğu görülüyor. Bakış açınızı paylaştığınız için teşekkür ederim
Adam 3 yıl önce
Dünya düzeni değişirken bizim düzen hala aynı
D 3 yıl önce
Haklısınız, tek bir konuda ileri adım atmak tümüyle bedeni - ülkeyi ileriye götürmek demek değildir.
DİĞER YAZILARI Yeni Nesil Suç Örgütlerinin İş Dünyası Üzerindeki Yıkıcı Tehdidi 2025 Fırtınalı ama ufuk çizgisine yakın Dijital hafızanızı kaybederseniz ne olur? Tatlıya Acı Bulaştı EKONOMİ SAVAŞLARININ EN ALÇAKÇASI Gençliğin Çok Yönlü Krizi: Dışlanma, Suçluluk ve Travmanın Analizi Yeni Küresel Değer Ölçütümüz Su TÜRKİYE'NİN YENİLENEBİLİR ENERJİ YOLCULUĞU BAŞLADI VE NEREYE GİDİYOR Türk Sanayisi Durma Noktasında mı? Sektör Temsilcilerinden Endişe Verici Sinyaller SAVAŞ PAZARI ASYA’DA DÜNYAYI TEHDİT EDİYORKEN Ticaret savaşları ve Türkiye: Yansımaları Dünya Sahnesinde Değişen Dengeler ve NATO'nun Geleceği Biz gazetecilere “Değerli Basın Mensupları” diye hitap ederler peki doğru mu? CONTORIUMİZM ve JELBONİZM Hayatın Güvenliği Her Şeyin Önünde olmalı Ehveni şerde buluşalım yılı geldi Hoş Geldi! Ekonomi Çıkmaz Sokakta ve umutlar yeşermiyor Yeni vergi paketi bir filin züccaciye dükkanına girmesi gibi hayatımıza girdi Türkiye turizminde, Geçmişten Dersler ve Geleceğe Bakış Hayatta telafisi olmayan dönüm noktasıdır İHANET Geleceğe bakış Karanlık fabrikalar Kaza Kırım Raporu Alım gücünün her geçen gün yok olma sıradanlığı İş dünyasında kiracıyız 100. yıl mirasında bakiyeler ve gelecek teorisi Dörtnala gidiyoruz Bekle ve Gör trendi Kentsel dönüşüm artık bir ihtiyaçtan öte  zorunluluk Depremzede ve depremzadeler Kaçınılmaz son daha yakın Geleneksel “Yaka” Kavramının Ötesinde Makasta denge arayışları Sanayiciler ve Akademisyenler