Önce kendi açımdan güzel bir haberle başlamak isterim. Üyesi olmaktan onur duyduğum Küresel Gazeteciler Konseyi’nde Yaygın Medya Meclisi’nde asil yönetim kuruluna seçilmem, bu baharın daha şen devam etmesine vesile oldu. Gururluyum ve heyecanlıyım.
Bu girizgâhtan sonra asıl konumuza dönelim isterseniz,
Mayıs ayının ortalarında İstanbul Emniyeti tarafından düzenlenen bir operasyon neticesinde, sahte İsrail pasaportlarıyla İngiltere'ye sızmaya çalışan sekiz yabancı uyruklu şüpheli yakalandı.
Yapılan incelemeler, suç şebekesinin vize muafiyetinden yararlanmak amacıyla belgeler üzerinde tahrifat yaptığını ve aynı pasaport numaralarını farklı kişiler için kullandığını ortaya çıkardı.
Göçmen kaçakçılığı ve evrakta sahtecilik suçlarına odaklanan emniyet güçleri, bu kişilerin havayolu personelinden yardım aldığını da tespit etti. Fakat kanımca bu operasyonlar bu olayların önüne geçilmesinden ziyade benim gözümde birkaç girişim gibi görünüyor. Mutlaka yeni operasyonlar olacak yeni kişiler ve onlara yardımcı olan kişiler yakalanmaya devam edecektir. Fakat ben hala sahte pasaportlarla Latin Amerika ülkelerine oradan Meksika sınırından Amerika’ya veyahut İngiltere’ye kadar uzanan farklı rotasyonlarda işlemlerin yapıldığının ihbarlarını alıyorum.
Bu son operasyonlarda İngiliz makamlarının paylaştığı riskli yolcu bildirimleri üzerine başlatılan bu takip süreci, dokuz farklı yasadışı girişimin engellenmesini sağlandı. Operasyonun kapsamı, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen titiz bir teknik inceleme süreciyle genişletildi.
Neden İsrail pasaportu ile İngiltere’yi tercih ediyorlar!
Şüphelilerin İngiltere'ye gitmek için özellikle İsrail pasaportunu tercih etmelerinin temel nedeni, İngiltere'nin İsrail vatandaşlarından vize istememesi ve İsrail pasaportu bu kişiler için İngiltere'ye vizesiz ve daha kolay giriş yapabilme imkânı sağlayan bir "maske görevi görmesi.
Asıl tehlike nedir?
Asıl tehlike, küresel örgütlerin kaçaklara umut tacirliği ile sömürmeye devam etmesi. Aldığım bilgilere göre arabasını, evini satan binlerce dolar veya avro ile umutlu bir gelecek için tuzağa düşen kişilerden biri, sahte pasaport ile önce okyanusu geçerek Brezilya ve Meksika tarafına bırakıldı.
Örgüt sahte pasaportlarını yok etmeleri istedi. Sınırdan geçirilme bahanesi ile Amerika’nın göçmen kamplarına kadar giden süreçte herkese zorunlu ekstra paralar vermek zorunda bırakıldı.
Eğer Amerika’daki göçmen kamplarında da yeterince paraları varsa ya Amerika’da bir süre daha dayanıp yakalanacaktı Ya da İngiltere’de yakalanıp deport edilecekti. Bahsettiğim kişi tüm paralar ve umutları yok olduktan sonra ülkesine döndü ve bu maceradan sonra ülkesinde yeniden sıfırdan hayata başlamak zorunda kalacak.
Nihayetinde hayatın en acımasız yönü, umuda ihtiyacı olanları kandıranların elinde, Ama benim suçladığım kişiler bu hayallerin peşinde koşanlar değil. Bu koşulları yaratan en küçük fırsatta en yakınını minicik çıkarlar adına bile olsa kullanabilen bir zihniyete karşı.
Daha iyi koşulları hak eden bir toplumuz ama herkesi birbirine düşüren bir sosyolojiyi yaşıyor ve yaşamaya devam ediyoruz. Bunların tamiri sanıldığı kadar kolay değil. Kimseyi birdenbire iyi davranmaya birbirini düşünmeye itecek bir olgu, bir sihirli değnek maalesef yok. Büyük bir güç birliği oluşturmak ve acı meyveleri koparmak gerekiyor.




















