Haber Sitesi
HV
03 ARALIK Cumartesi 01:02

Geleneksel “Yaka” Kavramının Ötesinde

Emre Baktıroğlu
Emre Baktıroğlu

 

Çalışanları iş kategorilerine, yaptıkları işlere göre “yaka” ifadesiyle ayırmak artık sıradan olarak kabul ediliyor. Beyaz Yaka, Mavi Yaka kavramları alışılageldik ifadeler olarak herkesçe biliniyor. Artık yeni yaka ifadeleri ile karşı karşıyayız. Beceri gerektiren ama akademik bilgi gerektirmeyen yakalara ‘Yeni Yaka’ eğer motamot işleri robotlar yapıyorsa onlar ‘Metal Yaka’ ismi hemen konuluyor.

Bu yakalar arasında şimdilerde yeni normal kavramının etkilediği geçirgenlikler hâkim olmaya başladı. Yeni isimler, yeni bir sıralama içerisine kullanılacak gibi görünüyor.  Çünkü tüm iş alanlarında dijital dönüşüm etkisini gösteriyor. Bu nedenle de tüm kavramları yeniden tanımlamak gerekiyor.

İleride oluşacak öngörü mavi yakalıların beyaz yakalı, beyaz yakalıların dijital yakalı olacağı konusunda. Bu öngörü, yaşam alışkanlıklarımızı derinden etkileyecek gibi görünüyor. Özellikle beden gücü ve koordinasyon becerileri isteyen işlerin; makinalar, robot kollar ve yapay zekâ ile halledileceği veyahut kontrol edileceği düşünülürse, insanoğlu yeni oluşacak işkollarına adapte olsa iyi olur diyoruz.

Dijital Kriterleri oluşuyor….

Dijital yakalı olmak, dijital dünyaya ne kadar uyum sağladığımızla da ilgili. Dijital Yakalı kişi, yeni çıkan teknolojik cihazları merak edip araştırır yeni ürünleri, uygulamaları herkesten daha kolayca keşfedebilir. Online toplantılara daha kolay adapte olmuştur. Burada ki işlevsellikleri hemen kavradığı gibi bütünleşik ayarları yapabilir. En önemlisi teorik bilgiyi görselleştirebilir ve basitleştirebilecek akademik bir bilgiye de sahiptir. Veri analistliği, bilgi güvenliği ve siber güvenlik uzmanlığı, BT servis yöneticiliği, bulut bilişim uzmanlığı, drone pilotluğu gibi meslekler dijital yakalıların çalışma sahalarına örnek oluşturabilir.

Çok hızlı adapte olunması gereken bir dönem başladı

Günümüz dünyasında dijitalleşmenin ticaretten, eğlenceye kadar uzanan hayatımıza uzanmasından bu yana yeni normaller silsilesi yaşayıp duruyoruz. Yahu bu teknoloji bana göre değil diyen dedeler TBT çekip yaşam tarzlarını paylaşıyor. Araçlarda veya yaya olarak hayatımızın her anında alışveriş yapıp, iletişim kurmaya çalışıyoruz. Eğlenceli videoları uyku sahamıza kadar sokunca uykusuzluk çeken ekran bağımlıları oluveriyoruz. Bilgisayarın, internetin, e-posta’nın olmadığı bir ortamda nasıl çalışılacağını bilmeyen okurlarımız var.

Bağıra çağıra yalan söylemek artık ayıplanır bir şey değil!

Bazen biz bile hayret ediyoruz eskiden nasıl buluştuğumuza, işleri nasıl gördüğümüze…. Şimdi anlatmakla bitmez ama analog telefonlarla haberleşmeye başladığımızda doğru yerde doğru zamanda hiç sözümüzden dönmeden buluşabilirdik. Şimdi elimizde telefonlar birbirimize sen geldin mi? yolda mısın? Diye sormadan edemiyoruz. O cep telefonları ile bağıra çağıra yalan söyleyenlere şahit oluyoruz. Şimdi falanca yerdeyim, oraya gelemem denildiğinde kişinin orada olmadığını yüzüne çarpacak kimse olmadığını biliyorlar. Yalan yakalamak için alacaklı olduğu kişinin evinin önünde otomobille geçerken ‘ya nerelerdesin iş yerinde misin ‘diye soran, borçlu adamın arabası garajda mı diye bakan iş adamları da görüyoruz.

Fakat bu alışma evresini eninde sonunda atlatacak iyi ve kaliteli iletişim için doğru yollarda yer alacak bir gelişimi elbette bulacağız.

Ve elbette Cumhuriyet…

Cumhuriyetten önce Osmanlı Anadolu’da yaşayan Türk kökenli tebaasını biraz hor kullanırdı. 8-12 yıl askere alırdı. Hristiyan ve Yahudiler askerlik yapmazdı. Onlar işlerinin başında olur. Rahatlıkla yuva kurarlardı. Eğer bahsettiğim hor görülen tebaa, 30’lu yaşlarında sağ kalır da hayatına dönebilirse iş erbabı olan azınlıktan bir arkadaşı varsa onu işe alır, niteliksiz eleman gibi çalıştırırdı. Şehirlerin içine pek sokulmayan bu tebaa Levanten aileler Ermeniler Rumlar ve Yahudilerin mahallelerinden oluşan İstanbul’a kolayca giremezdi. Artık iyi ki cumhuriyet var. 100. Yıla doğru nice yüzyıllara…

 

 

 

YORUMLAR
handanyılmazeyt 4 hafta önce
EYT hakkımız. bu yaştan sonra bizi çalıştırmıyorlar. tecrübemizden faydalanmıyorlar. Biz geçinmek için en düşük ücretlere çalışmak zorunda değiliz.
cemileaksu 4 hafta önce
Ülkemizde yabancıyız biz ülkemiz için çalışırken, ülkemizi yönetmek için seçilenler kendileri için çalışıyor. Biz refah düzeyinin altında yaşayanlar. Hava ve nara atmak için ciddi ortamları sirke çevirenlere karşıyız. Ne ülkemize ne burada yaşayan dürüst yaşayanlara.
kemaltsk 4 hafta önce
Osmanlı çıktığı yumurtayı reddetti. İslamın önderi olmak istedi ona araplar izin vermedi. Gücü bittiğinde ülkeyi yine Türkler kurtardı. Şimdi yine aynı yanlışı yapıyorlar
kahramanc 1 ay önce
Bravo gerçekten harika bir yazı. iş dünyası sizden sorulur dostum.
ömera 1 ay önce
Yakasına.... iş yok güç yok... bugün togga sevinen biziz. ama yarın togg un lastiklerini kemirirken bizimle dalga geçecekler
kadirzoroglu 1 ay önce
Yalan söylemek moda oldu. Balık baştan kokar. herkes inandırabilediği ölçüde iman sahibi de oldu
mehmetkaratas 1 ay önce
Evet Osmanlı'dan bu yana Türkiye'de Türklere yabancı gözüyle bakılıyor. Anlamadığım Türkleri savunanlar neden bazı gerçekleri görmezden geliyor. Mersin'de kendi toprağımıza giremiyoruz
Ahmet M 1 ay önce
Dünya dönüyor yakalar kirlenmesin mi? yakalar dönmesin mi?