Şanlıurfa’da geleneksel Kurban Bayramı kutlamaları ve kent ritüelleri, bu yıl da inanç, gastronomi ve toplumsal dayanışma ekseninde gerçekleştirilmeye devam ediyor. Her yıl bayramda kucaklaşmayı, sevgiyi derinden hissettiğim Şanlı Urfa’da karşılıyorum.
İstanbul’da birçok toplantı ve ekonomi zirveleri ile küreselleşme, sürdürülebilirlik gibi tabirler ve terimlerle yoğunluk kazanan gündemimde, küreselleşmenin insan ilişkilerini tek tipleştirdiğini düşünerek Şanlıurfa’daki Kurban Bayramı ritüellerinin toplumsal bağları koruyan güçlü bir direnç noktası olduğunu anlatmak istedim.
Dergâh Camii’nde Saf Tutulması ve Sabah Ciğeri
Kurban Bayramı sabahı binlerce kişi, Hazreti İbrahim’in doğduğuna inanılan mukaddes makamı da barındıran tarihi Dergâh Camii ve Balıklıgöl yerleşkesinde bayram namazı için bir araya geliyor. Farklı dillerin, kökenlerin ve sosyal sınıfların aynı manevi iklimde birleştiği bir ruhla birleşiyor.
Belki okuyuculara garip gelecek ama hangi inanca sahip olursa olsun, ibadetini yapan halkımız, kentin dar sokaklarındaki ciğer kebabı tezgâhlarına yöneliyor. Sabahın erken saatlerinde kor halindeki meşe kömürü üzerinde hazırlanan ciğerlerin, zengin ile fakiri, esnaf ile bürokratı aynı dumanın altında bir araya getiriyor.
Bediüzzaman Kabristanı Ziyaretleri ve Ortak Yaşam Vurgusu
Bayram namazı ve bayramlaşmanın ardından kitleler, Haliliye ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ekiplerince temizliği yapılan Bediüzzaman Aile Mezarlığı’na gidiyor. Bu kabristan, kentimizin yapısını ve tarihsel hoşgörüsünü tamamıyla özetliyor.
Kabristanda yer alan bir türbede; 1789 yılında vefat eden Nakşibendi Mürşidi Nebih Efendi, onun ayakucunda yatan 1932 vefatlı Kerküklü Şeyh Abdurrahman Efendi ve 1911 yılında vefat eden Haydariye Medresesi Müderrisi Kürt Hacı Ali Efendi yan yana uyuyor. Elmas, Türk, Kürt ve Arap kökenli bu üç din âliminin birlikteliğini, kentteki toplumsal barışın en görkemli simgesi olarak tanımladı. Mezarlıkta ayrıca 1896 vefatlı Urfa Müftüsü Hacı Abdüllatif Efendi ile Hicri 1295 (Miladi 1878) yılında vefat eden eski Urfa Müftüsü Abdurrahman Efendi ve 22 yıl sonra aynı yere defnedilen oğlu Ali Efendi'nin kabirleri bulunuyor. Ziyaretçiler, ünlü gazelhan Kazancı Bedih’in (Bedih Yoluk) Bediüzzaman Mezarlığı’ndaki kabrini ve Tenekeci Mahmut Güzelgöz’ün Harrankapı Mezarlığı’ndaki kabrini de dualarla ziyaret ediyor.
Külünçe Çöreği, Helva Dağıtımı ve Mırra Kültürü
Mezarlıklarda vatandaşlara un ve haşhaşlı helva dağıtılırken, evlerde bayramdan 1 hafta önce hazırlanan ve içeriğinde un, süt, sadeyağ, irmik, mahlep, tarçın, rezene ile çörek otu barındıran geleneksel külünçe çöreği ikram ediliyor.
Ev ziyaretlerinde ise özel tavalarda kavrulup defalarca süzülerek hazırlanan, içerisine kakule veya Hindistan cevizi eklenen yoğun ve şekersiz acı kahve "mırra" servis ediliyor. Yaş sırasına göre sağdan başlanarak kulpsuz fincanlarla sunulan mırranın katı kuralları bulunuyor. Misafirin fincanı masaya veya yere bırakması yasak olup, doğrudan sunan kişiye iade edilmesi gerekiyor. Fincanı yere bırakan kişi, geleneğe göre kahveciyi donatmak veya yeni bir mırra takımı almakla yükümlü tutuluyor. Mırra, normal bayramların yanı sıra o yıl cenazesi olan evlerin "ilk bayram" adı verilen yas bayramlarında da sabrı fısıldamak üzere ikram ediliyor. Şanlıurfa, 2025 yılında 5 milyondan fazla ziyaretçi ağırlayarak inanç ve gastronomi turizminde önemli bir seviyeye ulaştı.
Ben bayramda bu kültürü memleketim Şanlıurfa’da yaşamaktan keyif alıyorum. Sizlerde bu kadim şehre gelip bu lezzeti yaşayın istiyorum. Her güzel kardeşime Urfa’dan selamlar ve sevgiler.




















