Bu mesleğe, yıllarını vermiş bir vatandaş olarak ve Ankara’nın o meşhur dumanlı kulislerine ve meslek odalarının bitmek bilmeyen genel kurullarına adamış bir gazeteci olarak söyleyebilirim ki; Türkiye’de "mesleki demokrasi" dediğimiz çark, hala 20. yüzyılın paslı dişlileriyle dönmeye çalışıyor.
2026 yılındayız; yapay zekâ sektörleri dönüştürüyor, dijital göçebelik standart hale geliyor ancak biz hala binlerce üyeyi tek bir salona toplayıp, birkaç gün süren hantal usullerle geleceğimizi tayin etmeye çalışıyoruz. İşte size bir gözlemcinin kaleminden, meslek odalarının "prangası" haline gelen genel kurul usulleri ve acil değişim reçetesi.
Türkiye’de esnaf ve sanatkâr, ekonominin omurgasıdır deriz ama o omurgayı ayakta tutan meslek odalarının "mutfağı" sayılan genel kurullar, ne yazık ki 19. yüzyılın lonca mantığı ile 21. yüzyılın dijital dünyası arasında sıkışmış durumda. İSTESOB’un genel kurul önerilen genel kurul gündemini incelediğinizde, değişmez bir şablon görürsünüz: Açılış, raporların okunması, ibra ve seçim. Peki, bu maddelerin hangisi bir berberin, bir fırıncının veya bir lojistik esnafının 5 yıl sonraki dijital dönüşümünü planlıyor?
5362 Sayılı Kanun’un "Eskimiş" Yönleri ve Eksikler
Sahada geçirdiğim yıllar boyunca gördüm ki, 5362 sayılı Kanun artık bir "yönetim yasası" değil, bir "statüko koruma yasasına dönüşmüş durumda.
İSTESOB gibi devasa birliklerde, delegelik sistemi tabandaki esnafın sesini yukarıya taşımakta zorlanıyor. Kanun, dijital katılımı veya hibrit genel kurulları tanımıyor. Binlerce esnafın işini gücünü bırakıp tek bir salona gelmesi bekleniyor; gel(e)meyenlerin yerine ise "blok listeler" karar veriyor.
Kanun gereği ayrılan eğitim bütçeleri, genellikle "rutin seminerler" olarak geçiştiriliyor. Oysa kanun, bu bütçelerin esnafın e-ticarete geçişi veya teknoloji entegrasyonu için kullanılmasını zorunlu kılan bir mekanizmaya sahip değil.
Seçim gündemi tek başına uygulanmalı
Eğer esnaf odalarını birer "aidat toplama merkezi" olmaktan çıkarıp "sektörel kalkınma ajansı"na dönüştüreceksek, şu reformlar kaçınılmaz olacaktır:
Stratejik Plan Zorunluluğu (Madde Önerisi)
Genel kurul gündemine sadece "Tahmini Bütçe" değil, "4 Yıllık Stratejik Vizyon Belgesi" maddesi eklenmelidir. Adaylar, bütçeyi hangi somut projeye (örneğin: Ortak e-ticaret altyapısı, yeşil enerji dönüşümü) harcayacaklarını taahhüt etmeli ve genel kurul bu vizyonu oylamalıdır.
Blok liste dayatması, muhalif ama nitelikli isimlerin yönetim dışı kalmasına neden oluyor. Mevzuat, yönetim kurullarında farklı seslerin temsil edilmesini sağlayacak nispi temsil sistemini zorunlu kılmalıdır.
Dijital Delege de Oylama yapılabilir. 5362 sayılı kanuna "Güvenli Elektronik İmza ile Uzaktan Katılım" maddesi eklenmelidir. İSTESOB gibi büyük birliklerde esnaf, dükkânından, işinden ayrılmadan genel kurul maddelerini oylayabilmeli, demokratik denetim dijitalleşmelidir.
Esnaf teşkilatlarının yönetim kademeleri yaşlanıyor. Kanunda yapılacak bir değişiklikle, yönetim kurullarında belirli bir yaş altı genç esnaf ve kadın girişimci kotası getirilmesi, genel kurul maddelerinin "gelecek odaklı" olmasını sağlayacaktır.
İSTESOB’un genel kurul ilanları, aslında esnafın kurtuluş reçetesi olabilir. Ancak biz hala "Huzur hakkı ne kadar olsun?" veya "Hangi araç satılsın?" sorularına hapsolmuş durumdayız. 20 yıllık bir gözlemci olarak uyarım şudur: Mevzuat, esnafı modern ticaretin karşısında korumasız bırakıyor. Genel kurul usulleri demokratikleşmedikçe ve 5362 sayılı kanun "dijital çağa" uygun revize edilmedikçe, yeni seçilen her yönetim, eskinin gölgesinde kalmaya mahkûmdur.
Mevzuatın Gri Alanları ve "Eski Köye Yeni Adet" Direnci
Türkiye'de meslek odalarının büyük çoğunluğu (TMMOB, TTB, TBB veya TOBB çatısı altındaki odalar), temelleri 1950’li ve 60’lı yıllarda atılmış kanunlarla (6235, 6023, 1136 sayılı kanunlar gibi) yönetiliyor. Bu mevzuatlar, genel kurulları sadece birer "seçim ve ibra" mekanizması olarak kurguluyor.
Gelecek Dönem Projeksiyonları için bir pranga olarak "Tahmini Bütçeyi eski dönem belirleyebiliyor.
Önce seçim sonra karar olmalı
Genel kurullarda kabul edilen "Çalışma Raporu" ve "Tahmini Bütçe" maddeleri, aslında yeni seçilecek yönetimin elini kolunu bağlayan gizli birer "anayasa" niteliğindedir.
Eski yönetimin genel kuruldan geçirdiği uzun vadeli borçlanmalar veya katı bütçe kalemleri, vizyoner bir ekibin yeni projeler geliştirmesini engelliyor. Mevzuat, sadece mali bütçenin onaylanmasını şart koşuyor; oysa odanın önündeki 2 veya 4 yılın "sektörel vizyon belgesi" yasal bir zorunluluk değil. Yeni yönetimler, vizyon üretmek yerine eski yönetimin mali enkazını veya rutinini devralıyor.
Meslek odalarının topluma ve üyelerine gerçekten değer katabilmesi için "sandık" anlayışının ötesine geçmesi şart. İşte yeni dönem için önerdiğim yapısal reformlar:
Fiziksel olarak salona gelemeyen binlerce üyenin iradesi yok sayılmamalı. Blockchain tabanlı, siber güvenliği doğrulanmış bir e-oylama sistemi ile katılım tabana yayılmalıdır.
Genel kurul gündemine "Geçmiş Dönem İbrası" kadar önemli bir madde eklenmeli: "Gelecek Dönem Stratejik Hedef Onayı". Bu madde, adayların sadece isimlerini değil, somut projelerini de oylatmasını zorunlu kılar.
Profesyonel Yönetim ve Gönüllü Temsiliyet Dengesi sağlanmalı
Oda başkanlıkları artık birer "emeklilik hobisi" veya "siyasi basamak" olmaktan çıkarılmalı. İdari işlerin profesyonel CEO/Genel Sekreterler tarafından yürütüldüğü, seçilmiş kurulun ise denetim ve politika belirleme rolü üstlendiği bir modele geçilmeli.
Meslek odaları, üyelerinin sadece aidat ödediği birer yapı olmaktan çıkıp, mesleki onuru ve geleceği inşa eden birer teknoloji üssü ve fikir atölyesine dönüşmek zorundadır. Yirmi yıl önce yazdığım makalelerde "katılım" diyordum, bugün "dijital entegrasyon ve liyakat" diyorum. Değişmeyen tek şey ise; değişim için geç kalıyor oluşumuz.
























