Gözlerinizi ekrandan ayırmadan geçirdiğiniz son bir saati düşünün. Önce dünyayı sarsan makroekonomik bir gelişmeyi veya çarpıcı bir haberi okumak için yola çıktınız. Ancak saniyeler içinde kendinizi, ünlü bir figürün özel hayatındaki "şok edici" bir detaya tıklarken, hemen ardından Messi'nin orta sahadan attığı akıl almaz bir golü izlerken buldunuz. Algoritma sizi bırakmadı; tarih boyunca yapılan en sert faullerden, futbol oynayan tavşanlara kadar sürükledi. Nihayetinde ekranı kapattığınızda, üzerinize gelen sanal vagonlardan kaçmaktan yorulmuş veya renkli şekerleri patlatmaktan zihniniz uyuşmuştu.
Peki, en başta ne arıyordunuz?
İşte bu, modern çağın en sinsi krizi. Haber alma hakkını kullanmayan veya habere, haberciye güvenini tümden yitirmiş bir toplumun, sessizce "zihinsel obeziteye" sürüklenişinin resmidir.
Gürültü, Hakikati Nasıl Boğuyor?
İnternet dünyasının, iletişimin sınırlarını kaldırdığı ve kitleleri özgürleştirdiği tespiti kısmen doğrudur. Ancak "doğru iletişim" denkleminde, kaynak ile hedef arasına sızan devasa bir parazit var: Gürültü.
Bugün, mütevazı ve yalın bir gerçeği aktarmanın heyecanı; yerini adrenalini pompalayan, merak duygusunu istismar eden bir şov dünyasına bıraktı. Sosyal medyanın bilgiye doğrudan ulaşma gücünü asla küçümsemiyorum; aksine bu eşsiz bir potansiyel. Ancak karşı olduğum ve bir gazeteci olarak isyan ettiğim nokta; ilgiyi gasp eden, "tıklama tuzağı" (click-bait) denilen o ucuz illüzyonların, asıl olanı unutturması ve bu manipülasyonun bir "meslek" olarak pazarlanmasıdır.
“Bu fotoğrafı gördükten sonra ünlü kişi eşinden boşandı” veya “Sansürsüz görüntüler, son 10 kişi...”
Bu ağlara hiç düşmediğini iddia eden var mı? Cevap hepimiz için aynı derecede utanç verici, değil mi?
Dikkat Keşmekeşinde Okuryazarlık
Bu sanal labirentte kaybolmamak için hâlâ bir şansımız var: Yeni nesil dijital medya okuryazarlığı.
Bu dönüşüm, kendimizin ve çocuklarımızın ilgi alanlarını rasyonel bir çerçevede yeniden keşfetmesiyle başlar. Sağlıklı bir zihin, gününü içgüdüsel olarak bile planlasa, o bilgi kirliliğinin içinden sıyrılıp kendi verimliliğini organize edebilir. İşleriniz yarım kalsa dahi, zihniniz bir sonraki güne berrak bir şekilde uyanır. Çünkü doğru işi yapma güdüsü, yalnızca doğru bilgiye ve o bilgiyi taşıyan sağlam kaynaklara odaklanmayı gerektirir.
Doğru soruları sormak, doğru cevapları almanın tek yoludur. Aksi takdirde, düşündüğünüzden çok daha fazla habersizliğin, bıkmışlığın ve gerçek yaşamdan uzaklaşmışlığın pençesindesiniz demektir.
Bir Barışma Töreni
Biz yayıncılar, sırf sizi yakalayabilmek adına rasyonaliteden uzaklaştıkça, aslında kendi mesleki onurumuza zarar veriyoruz. Siz de o gürültünün içinde kayboldukça, asıl bilmeniz gerekenlerden mahrum kalıyorsunuz.
Ancak bir zaman gelecek, tüm bu enkazı birlikte toparlayacağız. Bizler, salt gerçeği ortaya çıkarıp paylaşma güdüsüne geri döneceğiz. Sizler de, asılsız tevatürlerden arınmış, sakin bir kafayla analiz okuyabileceğiniz, kendi zamanınıza saygı duyan içeriklere yöneleceksiniz.
Bugün sizinle ben, bu gerçeği gören iki kişi olduk. Yarın belki üç, sonra milyonlar olacağız. Sağlıklı bir toplumu, işte bu "barışma töreni" ile yeniden inşa edeceğiz.
Sağlıklı günler ve esenlikler dilerim.
Kişisel Bir Teşekkür: Mesleki yolculuğumda hakikatin peşinden gitme gayretime değer bularak beni plaketle onurlandıran İstanbul Gazeteciler Derneği Başkanı Sayın Hasan Hınıslı’ya; TUYED genel kurulunda şahsımı yönetime seçen Başkanım Sayın Haluk Özsevim’e ve Küresel Gazeteciler Konseyi'nde gerek Yaygın Medya gerekse Dijital Medya meclislerinde bana güvenerek görev tevdi eden Başkanım Sayın Mehmet Ali Dim’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

























