Makasta denge arayışları

Emre Baktıroğlu

03-10-2022 12:38

 

Uzun zamandır dengesini koruyamayan ekonominin yeni arayışlara girdiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şanghay İş birliği Örgütü toplantısının ardından sıcak fotoğraflarla mesajlar verdi. Bu mesajların ardından İstanbul Ticaret Odası’nın 140. Yıl kutlamasının yapıldığı Haliç Kongre Merkezi’nde toplantıda Erdoğan İTO kutlamalarında şunları söyledi.” "Semerkand zirvesinde, ardından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki görüşmelerimizde tüm liderler ifade etti. Türkiye artık eski Türkiye değil. Yıllardır ülkemize ve daha pek çok gelişmiş ülkeye dayatılan faiz, enflasyon, kur dengesi teorilerinin aslında hiçbir soruna çözüm sağlamadığını bizzat bu işin sahipleri de ikrar ediyor. Dikkat ederseniz enflasyonu faiz oranlarını arttırarak kontrol altında tutma yaklaşımı artık hiç kimse tarafından dile getirilmiyor, getirilse de ciddiye alınmıyor. Artık büyük liderler bile yükseltmek değil, faizi düşürmenin faydası olduğunu ikrar etmeye başladılar. Öncelikle Rusya. Sayın Putin bizzat geçmişte yüksek faizi savunurken şimdi o da faizi düşürmeye başladı ve 7,5’e kadar indirdi."

Dünya’da sadece 7 ülke bu ekonomi şartlarında merkez bankaları indirim yaparken. Dünyanın geri kalanı faiz yükseltti ya da sabit bıraktı. Peki bu faiz indiriminin anlamı nedir?

Neredeyse tüm dünya faiz artırımına giderken Türkiye geçen sene Eylül ayında başlattığı faiz indirimi politikasına devam ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geçen aydan sonra bu ay da 100 baz puanlık faiz indirimine gitti ve faiz düşürme deneyini sürdürdü.

Mevcut durumda politika faizi yüzde 12 oldu. Karar piyasada pek şaşkınlıkla karşılanmadı. Uzun süredir devam eden para politikasının etkisizleştirilmesi politikası nedeniyle mevcut faiz seviyelerinin 100 baz puan aşağıda ya da yukarıda olması pek bir şey ifade etmediğinden piyasalarda önemli bir hareketlilik gözlemlenmedi.

Bu deneyimin üretim unsurlarının üretme güç ve kabiliyetlerinin devamlılığını sağlama politikası olduğunu söyleyebiliriz. Fakat kobilerimiz girdi maliyetlerine ne kadar direnç gösterebilecek bunu şimdiden söylemek zor.

Üretimde makasın nerede ayrılacağını bilmek bunun dengesini sağlamak pek zor. Çünkü ekonomi ile ilgili faktörler hem iç piyasalarda hem de dünya piyasalarında birbirleriyle bağlantılı çalışıyor. Bunun en basit örneği de Avrupa Birliği’nin haylaz çocuğu Yunanistan.

Defalarca Avrupa Birliği güvencesini suistimal etti. AB topluluk ve ekonomik olarak dağılmasının öncülünün Yunanistan olduğu görerek sürekli yardımlarla Yunanistan’a yardım etti.  Çünkü ekonomide dengeyi bozan unsur ilk önce Avrupa’yı sonra dünyayı saracağının bilinci söz konusuydu. Zaten sorumsuzca kullanılan yardımları seçim kazanmak için kullanan iktidar bir şekilde değiştirilmiş oldu.

Bu senaryo birçok ülke için geçerli, dünyada ekonomik veya çevresel felakete sürükleyecek her ülkeye uygulanan yaptırımlar, diğer ülkeler tarafından uyumlu çalışabilecekleri yönetimlerle çalışmak istiyorlar.

Bunun için önceliği seçilmiş yönetimle uzlaşıya gidiyorlar. Eğer risk büyümeye başlamışsa uyumlu çalışabilecekleri partnerler arıyorlar. Bunun adını düşmanlık olarak ta, dinler ve kültürler arasında ki fark olarak ta adlandırmak mümkün. Fakat bir gerçek var. Dünya hepimizin ve onunla ilgili dengeleri gözetirken bir yandan da dünyayı ve kendi çocuklarımızı sürüklediğimiz felaketlerin önüne geçmemiz gerekli. Hemen bugünden başlayarak.  

 

.

DİĞER YAZILARI VİZE MUAFİYETİ İLE YURT DIŞINA KAÇAN KAÇANA 01-01-1970 03:00 Rekor Kârlar ve Alım Gücü Kıskacındaki İki Farklı Dünya 01-01-1970 03:00 Savaşlar, Liderler ve "Denizde Balık, Karada Tilki": Trump’ın Öngörülemeyen Ekonomik Satrancı 01-01-1970 03:00 Mesleki Yozlaşmanın Kıskacında Gazetecilik 01-01-1970 03:00 KÜRESEL SİSTEMİN MERKEZİNDE 'EPSTEIN' 01-01-1970 03:00 Sofranın Tadı Var, Esnafın Tadı Yok! 01-01-1970 03:00 MESLEK ODALARININ "PRANGASI" HALİNE GELEN GENEL KURUL USULLERİ 01-01-1970 03:00 Maduro Sonrası Venezuela ve Küresel Borç Denklemi 01-01-1970 03:00 Yeni Nesil Suç Örgütlerinin İş Dünyası Üzerindeki Yıkıcı Tehdidi 01-01-1970 03:00 2025 Fırtınalı ama ufuk çizgisine yakın 01-01-1970 03:00 Dijital hafızanızı kaybederseniz ne olur? 01-01-1970 03:00 Tatlıya Acı Bulaştı 01-01-1970 03:00 EKONOMİ SAVAŞLARININ EN ALÇAKÇASI 01-01-1970 03:00 Gençliğin Çok Yönlü Krizi: Dışlanma, Suçluluk ve Travmanın Analizi 01-01-1970 03:00 Yeni Küresel Değer Ölçütümüz Su 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN YENİLENEBİLİR ENERJİ YOLCULUĞU BAŞLADI VE NEREYE GİDİYOR 01-01-1970 03:00 Türk Sanayisi Durma Noktasında mı? Sektör Temsilcilerinden Endişe Verici Sinyaller 01-01-1970 03:00 SAVAŞ PAZARI ASYA’DA DÜNYAYI TEHDİT EDİYORKEN 01-01-1970 03:00 Ticaret savaşları ve Türkiye: Yansımaları 01-01-1970 03:00 Dünya Sahnesinde Değişen Dengeler ve NATO'nun Geleceği 01-01-1970 03:00 Biz gazetecilere “Değerli Basın Mensupları” diye hitap ederler peki doğru mu? 01-01-1970 03:00 CONTORIUMİZM ve JELBONİZM 01-01-1970 03:00 Hayatın Güvenliği Her Şeyin Önünde olmalı 01-01-1970 03:00 Ehveni şerde buluşalım yılı geldi Hoş Geldi! 01-01-1970 03:00 Ekonomi Çıkmaz Sokakta ve umutlar yeşermiyor 01-01-1970 03:00 Yeni vergi paketi bir filin züccaciye dükkanına girmesi gibi hayatımıza girdi 01-01-1970 03:00 Türkiye turizminde, Geçmişten Dersler ve Geleceğe Bakış 01-01-1970 03:00 Hayatta telafisi olmayan dönüm noktasıdır İHANET 01-01-1970 03:00 Geleceğe bakış 01-01-1970 03:00 Karanlık fabrikalar 01-01-1970 03:00 Kaza Kırım Raporu 01-01-1970 03:00 Alım gücünün her geçen gün yok olma sıradanlığı 01-01-1970 03:00 İş dünyasında kiracıyız 01-01-1970 03:00 100. yıl mirasında bakiyeler ve gelecek teorisi 01-01-1970 03:00 Dörtnala gidiyoruz 01-01-1970 03:00 Bekle ve Gör trendi 01-01-1970 03:00 Kentsel dönüşüm artık bir ihtiyaçtan öte  zorunluluk 01-01-1970 03:00 Depremzede ve depremzadeler 01-01-1970 03:00 Mevcut Finansal Sistemin Kötü Bir Mit Olduğunu Biliyor musunuz 01-01-1970 03:00 Kaçınılmaz son daha yakın 01-01-1970 03:00 Geleneksel “Yaka” Kavramının Ötesinde 01-01-1970 03:00 Sanayiciler ve Akademisyenler 01-01-1970 03:00