Moskova artık bir çoğumuzun yakından tanıyıp bildiği ve bir çoğumuzun da bizzat gezip gördüğü bir şehir.
Dünyanın, önde gelen ekonomik, askeri ve politik merkezlerinden biri olduğu gibi, bu önemini kültürel ve turistik yönleriyle de öne çıkarıyor.
Ama günümüzde merak edilen bir başka ve önemli nokta var ki, o da yıllardır savaşın bizzat ,içinde olmasına karşın hayat nasıl sürüyor. İnsanlar ekmek kuyruklarında bir birini mi yiyor, ya da her şey karaborsa ve el altından mı satılıyor?
Gelin bunu Klinik Psikolog olan Mısra coşkunaydın’ın gözlerinden ve izlenimlerinden görelim.
‘Bu benim Rusya’ya dördüncü, Moskova’ya ise üçüncü gidişim.
Moskova’da, İstanbul’da aynı yerdeler, yani yerleri değişmedi. Fakat birinden diğerine ulaşmanın süresi artık uzadı. İşte bunun sebebi, bitmek bilmeyen, ya da bitirilmesi istenmeyen Rusya-Ukrayna savaşı.
İki kardeş, aynı kökten gelen, aynı inanca sahip, etle tırnak iki halkın anlaşılamayan savaşı…
Moskova’ya adım attığım ilk andan itibaren zihnimdeki klasik, gri şehir imajı tamamen silindi. Karşılaşmayı beklediğiniz beton ormanının aksine; devasa parkların, bakımlı koruların ve adeta şehrin dokusuna işlenmiş ormanların içine kurulmuş muazzam bir yeşil alanla karşılaştım. Gorki Parkı’ndan Zaryadye’ye kadar her yer pırıl pırıl, bakımlı ve nefes alıyor. İnsanların çimlere yayıldığı, doğayla iç içe vakit geçirdiği son derece canlı ve huzurlu bir şehir havası hakim.
Özellikle gittiğim Park Malevicha ayrı bir parantezi hak ediyor. Ormanın derinliklerinde modern sanat ve doğanın buluştuğu inanılmaz lüks, büyüleyici bir yerdi. Parkın içindeki özel havuz alanı ise gezinin en üst düzey ve keyifli deneyimlerinden biri oldu; doğanın ortasında tam anlamıyla rahatlatıcı bir his yaşatıyor.
Kente varmak için havaalanından hareket ettiğimde, her şey tam bir sükûnet ve rahatlık içindeydi.
Ne kimsede bir telaş, ne korku, ne de kuyruklar yoktu. Bunlar ilk izlenimim oldu.
Şehrin estetik ruhunu en çok hissettiğim anlar ise galeri ve müze gezilerimdi. Özellikle Kuskovo Malikanesi ve Galerisi beni adeta zaman yolculuğuna çıkardı. Çarlık döneminin o görkemli mimarisi, göletlerin etrafına kurulu Fransız tarzı bahçeleri ve içindeki zengin koleksiyonlar, tablo gibi bir atmosfer sunuyor. Moskova’nın sadece modern bir metropol değil, sanatın ve tarihin inanılmaz derecede korunduğu dev bir açık hava müzesi olduğunu galerilerde çok daha net anlıyorsunuz.
Bu gezime damgasını vuran en büyük sürprizlerden biri de tüm şehri saran "Leto v Moskve" (Moskova'da Yaz) festivali oldu. Şehrin hangi köşesine gitsem mutlaka bir etkinlikle, canlı bir stantla ya da workshop'la karşılaştım. Meydanlar, sokaklar, parklar adeta devasa bir açık hava festival alanına dönüştürülmüştü. Adım attığınız her yerde insanı içine çeken bir hareketlilik ve neşe vardı.
Böylesine devasa bir metropolde yaşamanın ve gezmenin en efsanevi yanı ise kesinlikle ulaşım. Saniye şaşmayan, saray estetiğindeki metrosu ve tıkır tıkır işleyen hatlarıyla şehrin bir ucundan diğer ucuna gitmek inanılmaz kolay. Sıfır stresle, yön bulma kaygısı yaşamadan şehri keşfetmek büyük bir konfordu.
Bana tek hayal kırıklığı yaratan da, tabii buna sevinebilir ve gurur da duyabilirsiniz. Ünlü Arbat caddesinin, sanki bir Türk caddesi görünümünde olmasıydı.
Cadde boyunca sayısız, kebapçılar size göz kırpıyordu…İtalyan, Alman ve benzeri batılı rakiplerini kovmuşlar ve buraya yerleşmişler
Gündemdeki gelişmelere ve yaşanan savaşa rağmen şehirde en ufak bir duraksama ya da kriz havası hissedilmiyor. Tam aksine, Ruble oldukça değer kazanmış durumda. Batılı markaların çekilmesine rağmen adamlar her şeylerini kendi içlerinde çözmenin yolunu bulmuşlar. Yerel üretim, alternatif markalar ve kendi sistemleri tıkır tıkır işliyor. Örneğin çekilen yabancı zincirlerin yerini alan yerli markalar hizmet kalitesini düşürmemiş, aksine oldukça başarılı bir çizgide tutmuşlar. Patriarshiye Prudy gibi semtlerdeki kafe kültürü, eski sanayi alanlarının dönüştürüldüğü modern sanat merkezleri ve restoranlar şehrin ne kadar vizyoner olduğunu gösteriyor.
Tsvetnoy Central Market ve Evropeyskiy gibi büyük alışveriş merkezlerini, konsept mağazaları gezdiğinizde bu estetik anlayışını net olarak görüyorsunuz. Ancak paralarının güçlenmesi ve ekonomik şartlar nedeniyle mağazalar ve alışveriş biraz pahalanmış durumda. Yine de sunulan kalite ve yerel tasarımlar oldukça başarılı.
Tabii tüm bu konforun yanında beni en çok zorlayan detay dijital dünya oldu. Ülkede sosyal medya platformlarına (Instagram, X vb.) erişim engelli ve neredeyse her şey kısıtlı. VPN kullanmak veya anlık paylaşım yapmak, dış dünyayla iletişim kurmak epey çaba gerektirdi. Günlük hayat dijital olarak kendi kapalı ekosistemlerinde çok iyi aksa da, bir turist olarak bu kısıtlamaların içinde yönümü ve iletişimimi bulmak gezinin en zorlayıcı kısmıydı.
Özetle Moskova; doğasını ve tarihi galerilerini özenle korumayı başarmış, lüks ile huzuru doğada buluşturabilen, dijital engellerine rağmen kendi kendine yeten, ulaşımıyla hayatı inanılmaz kolaylaştıran ve festival ruhuyla enerjisini hiç düşürmeyen gururlu bir şehir.’
VE GÜNLÜK YAŞAM
Genç Bir Klinik Psikoloğun Gözüyle Günümüz Moskova’sı
Günümüz Moskova’sını anlamak, sadece Mimariyi veya caddelerdeki hareketliliği izlemekle mümkün değildir. Şehri gerçek anlamda kavramak, burada yaşayan insanların kolektif bilinçaltına, adaptasyon mekanizmalarına ve günlük savunma biçimlerine bakmayı gerektirir. Bir klinik psikolog gözüyle Moskova; devasa bir metropolitan hız ile derin, sessiz bir içsel arayışın aynı potada eridiği benzersiz bir gözlem alanıdır.
1. Kültür ve Kolektif Psikoloji: İhtişam ile Savunma Mekanizmaları
Moskova’da kültür, yalnızca tiyatrolarda veya müzelerde sergilenen bir olgu değil; bireylerin günlük hayattaki duruşunu şekillendiren temel bir yapıdır.
• Tarihsel Yük ve İzolasyon: Bolşoy Tiyatrosu’ndan Tretyakov Galerisi’ne uzanan devasa kültürel miras, şehre belirgin bir entelektüel özgüven kazandırır. Ancak genç kuşakta bu miras, küresel gelişmelerin getirdiği belirsizliklerle çelişir.
• Duygusal Dayanıklılık (Resilience) ve Maskeleme: Dışarıdan bakıldığında Moskovalılarda sıkça gözlemlenen "soğuk" veya "mesafeli" ifade, psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Sosyal adaptasyonun bir parçası olarak geliştirilen bu kabuk, yakın ilişkiler kurulduğunda yerini derin bir samimiyete ve güçlü bir empati kapasitesine bırakır.
2. Günlük Yaşam ve Şehir Ritim: Hız, Stres ve Arayış
Moskova, zamanın son derece hızlı aktığı, performans odaklı bir şehirdir. Bu durum, bireysel yaşam ritminde belirli psikolojik dinamikleri öne çıkarır.
• Performans Kaygısı ve Aşırı Çalışma (Burnout): Şehrin sunduğu imkânlar ve yüksek yaşam maliyetleri, özellikle genç profesyoneller üzerinde sürekli bir "başarılı olma" baskısı oluşturur. Metro hatlarındaki yoğunluk ve bitmeyen iş temposu, kronik stres seviyelerini artırmaktadır.
• Dijital Konfor vs. Anksiyete: Şehirdeki dijital altyapı ve teslimat sistemleri günlük hayatı inanılmaz derecede kolaylaştırırken, bireyleri fiziksel temaslardan yavaş yavaş uzaklaştırır. Bu durum, genç nüfusta yalnızlaşma ve belirsizlik anksiyetesini tetikleyen etkenlerden biridir.
• Açık Alanların İyileştirici Gücü: Gorki Parkı veya Zaryadye gibi geniş yeşil alanlar, Moskovalılar için sadece birer gezinti noktası değil; şehir merkezindeki yüksek uyarılma seviyesini düşüren kolektif "nefes alma" alanlarıdır.
3. Turizm ve Şehir Algısı: Görünür Yüzün Ötesi
Kızıl Meydan, Kremlin veya Arbat Caddesi gibi turistik simgeler, şehrin dış dünyaya sunduğu vitrindir. Ancak bir psikolog için turistik deneyim, şehrin bu vitrin ile kendi iç dünyası arasında kurduğu dengeyi gözlemlemektir.
Boyut Turistik / Yüzeysel Algı Psikolojik / Derinlemesine Gözlem
Kızıl Meydan & Kremlin Güç, tarih ve mimari ihtişam Güvenlik arayışı, otorite ve kolektif hafızanın sembolik merkezi
Metro Sistemi Yeraltı sarayları ve ulaşım ağı Düzen ihtiyacı, işlevsellik ve yüz binlerce insanın aynı anda yaşadığı sessiz bir arada bulunma hali
Sanat ve Tiyatro Estetik seyir ve eğlence Bireylerin günlük gerçeklikten kaçış, katharsis (duygusal arınma) ve anlam arayışı alanı
Günümüz Moskova’sı; dışarıdan bakıldığında düzenli, güçlü ve son derece modern bir metropol; içeriden bakıldığında ise hızlı değişime uyum sağlamaya çalışan, geçmişle gelecek arasında kendi dengesini arayan dinamik bir insan topluluğudur.
Mutsuzlukları olsa da bunu dışa vurmayan, her zaman neşeli ve eğlenmeye hazır insanlar…
Bütün bunları anlamak için, Moskova’yı yaşamalı ve içerden gözlemlemelisiniz…