6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, bıraktığı yıkımın izleri hem şehirlerde hem de insanların belleklerinde hâlâ canlılığını koruyor. On bir ilde insanlar evlerini, sevdiklerini ve hayatlarını kaybettiler. Enkaz altında kalan insanlar bir daha geri gelmeyecek; geriye yakınları için koca bir acı, tarifsiz bir üzüntü kaldı.
Ülkemizde deprem gerçeği sadece 6 Şubat’la sınırlı değildir. Bu felaketler silsilesini yakın geçmişte 1999 İstanbul depreminde, 2011 Van depreminde ve 2020 İzmir depreminde gördük. Depreme dayanıklı binalar inşa etmek ve halkı depreme karşı bilinçlendirmek son derece önemlidir. Her depremden sonra yönetici erk olarak gerekli önlemleri yasal olarak alacağımızı söyledik. Depreme dayanıksız gökdelenler yapmayı gelişme olarak görüp bununla övündük. Deprem sonrasında doğrudan sorumlu kişileri görmezden gelip beş altı müteahhidi cezaevine atarak vicdanımızı rahatlattık. Ancak bu durum sorunun kangrenleşmesine vesile oldu.
Burada sormak gerekir: 6 Şubat depremine neler neden oldu?
6 Şubat 2023’te yaşanan felaketi kısa ve öz olarak özetlersek; rant, rüşvet ve denetimsizlik gibi insan kaynaklı birçok olumsuzluk bu yıkıma neden oldu.
On bir ili etkileyen depremin ekonomimize maliyeti 104 milyar doları, genel maliyeti ise 150 milyar doları buldu. Bu meblağ, ülkemizin 2023 yılındaki millî gelirinin yaklaşık yüzde 9’una denk gelmektedir.
Resmî açıklamalara göre bu felakette 53 bin 537 yurttaşımız hayatını kaybetti. 107 bin 213 kişi yaralı olarak kurtuldu. 6 Şubat depremleri, 2010 Haiti depreminden bu yana dünya çapında en ölümcül deprem oldu. Dünyada en fazla maddi hasar bırakan üçüncü deprem olarak tarihe geçti. Bu kıyaslamayı yapmanın amacı felaketin büyüklüğüne dikkat çekmektedir.
2025 yılının Ağustos ayında gitmiş olduğum Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, bir yandan linyit kömür fabrikasının insana ve doğaya zararlı kötü havasını istemeden ciğerlerime çekip ilçeyi dolaşırken yıkılan binaların yerine yenilerinin yapıldığını gördüm. Elbistan ve Kahramanmaraş’ın kentsel olarak eski hâline gelmesi istikrarlı bir şekilde çalışmalar bu şekilde devam ederse beş yılı bulabilir. Önemli olan depremden sonra yeniden kenti imar etmek değil, can kaybının olmadığı binalar inşa etmektir. Bu konuda Japonya’ yı kendimize örnek alabiliriz. Böyle doğal felaketleri yaşamamak için en başta alışılagelmiş “bize bir şey olmaz” zihniyetini dönüştürmek zorundayız. Öncelik iş etiği ve insana saygı olmalıdır. Bugüne kadar 433 bin 667’si konut, 21 bin 690’ı iş yeri olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşa edildi.
Maalesef hepimiz depremden sonra birkaç gün içinde bildiğimiz alışkanlıklarımıza ve günlük hayatın koşuşturmasına yeniden dönerek kaldığımız yerden devam ediyoruz. 1999 İstanbul depreminde belediyeler ve vatandaş olarak gerekli önlemleri alabilseydik, 6 Şubat depremleri bu denli ölümcül olmayabilirdi.
İnsan kaynaklı ihmal ve yanlışların etkisi ve bedeli unutulmamalıdır. 6 Şubat depremleri, Türkiye’nin unutulmaz bir acısı olarak zihinlerde kazınacaktır. Bir sonraki depremi felakete dönüştürüp dönüştürmeyeceğimize, bugünden alacağımız tedbirler karar verecektir. Depremde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı rahmetle anıyorum.
