GÜNCEL
Giriş Tarihi : 29-10-2021 12:35   Güncelleme : 29-10-2021 12:35

Coğrafi Sınırlama Ve Coğrafi İşaretleme Şart

Türkiye Lokantacılar Federasyonu Başkanı Sayit Karabağlı: Pandemi sürecinde işletmelerin kapalı kalması kalifiye elemanların başka sektöre kaymasına neden oldu. İnsanlarımızın yeme içme alışkanlıkları değişti. Başka sektörden yeme içme sektörüne gelenler sayısal enflasyona neden oluyor

Coğrafi Sınırlama Ve  Coğrafi İşaretleme Şart

 

Türkiye Lokantacılar Federasyonu Başkanı Sayit Karabağlı: Pandemi sürecinde işletmelerin kapalı kalması kalifiye elemanların başka sektöre kaymasına neden oldu. İnsanlarımızın yeme içme alışkanlıkları değişti. Başka sektörden yeme içme sektörüne gelenler sayısal enflasyona neden oluyor

Olağanüstü Genel Kurulda 756 delegenin oyunu alarak Türkiye Lokantacılar Federasyonu’nun başkanlığına seçilen Sayit Karabağlı yaptıkları çalışmaları anlattı. Pandemi sürecinde paket servis hizmeti vermeyen kuruluşların özellikle büyük sıkıntı çektiğini hatırlatan Karabağlı, sektör değiştirip yeme içme sektörüne gelenler için de coğrafi sınırlama belirlenmesini istedi. Türk Mutfağındaki yemeklerin coğrafi işaretlemesinin yapılması gerekliliğine dikkat çeken Karabağlı, en büyük eksikliklerinden biri olan MYK Eğitim Merkezi’nin birkaç ay içinde devreye gireceğini söyledi. TESK Başkanı Bendevi Palan Döken ile protokol imzalandığını belirten Karabağlı, “Bize yer tahsis etti, belgelendirme sistemimiz birkaç ay içinde devreye girecek. Aşçılık, kebapçılık, fırıncılık ve dönercilik dört branşta MYK belgesini tanzim etmeye başlayacağız” dedi. Türkiye’de sektörde çalışan tüm aşçı, dönerci, kebapçı, fırıncının belgelendirilmesine gideceklerini ifade eden Karağbağlı, bir merkezde İstanbul’da kuracaklarını kaydetti. İstanbul’daki merkez için İSTESOB Başkanı Faik Yılmaz ile görüştüklerini kaydeden Karabağlı, şunları söyledi:

KALİFİYE ELEMAN SIKINTIMIZ VAR

Pandeminin bizim sektöre yükü çok ağır oldu. Paket servisle bu işi yürütmeye çalıştık ama bunu yapmayanlar kapalı kaldı burada onlar daha çok mağdur oldu. Bu süreç yeme içme alışkanlığımızı değiştirdi. Bugün hala birçok insan güvensizlik nedeniyle paket lokanta-restorana gelme yerine paket servis istiyor. Pandemi sürecinde boşta kalan elemanlarımız başka işlere kanalize oldu, köyüne giden, fabrikalara giren oldu. Hal böyle olunca sektörde yetişmiş ara eleman sıkıntısı çekiyoruz. Önümüzdeki süreçte gıda sektörünün tekrar kapanacağını düşünmüyorum. Bizler pandemi sürecindeki tüm önlemlerimizi bugünde aynen devam ettiriyoruz.

SAYISAL ENFLASYON VAR

Yeme içme sektöründe sayısal enflasyon var. Bir sokakta iki-üç tane restoran yeterliyse bu beş-altıya çıktı bu da hacmi daraltmaya başladı. Onun için coğrafi sınırlamanın devreye alınması lazım. Bir sokakta ihtiyaç fazlası işletme açılmasına izin verilmemeli. Bu hem var olana, hem yeni açılana zarar veriyor. Eğer bir kişi bu tür işletme açacaksa belediye, odamız tarafından ortak organizasyonla ihtiyaç olan yere açmalı. Böylece kendi de kazanma şansına sahip olacaktır.

ODALAR ARASINDA SIKINTI VAR

Aynı eslek dalından birden fazla oda var. Muhallebiciler, İşkembeciler, Pastacılar, Yufkacılar bunların meslek dalı aynı. Bunların birleştirilip bir oda bünyesinde komisyonda temsil edilmesi, güç birliği yaratılması lazım.  Yine kanunda yanlış bir şey var; eski sisteminden faaliyet belgesini indiriyoruz ama ıslak imza gerekiyor. Başkan yoksa vatandaş ıslak imzasını attıramadığı için başka bir gün yeniden gelmek zorunda kalıyor. Bugün git yarın gel olmaz böyle bir sistem. Bu vatandaşa, esnafa eziyet e imza kullanılabilmesi lazım. Bir diğer sıkıntımız kayıt sistemindeki haksızlık. Bizde üye kaydı 800 TL, Ticaret Odasında 250 TL, insanlar oraya gidip kayıt oluyor. Muhasebeci o mükellefi bir şekilde ticaret odasına kaydetmeye çalışıyor. Çünkü ticaret odasına kaydettiği zaman birinci sınıf defter ücreti alacak. Öbür türlü esnaf odasına kaydetse esnaftan aldığı dörtte bir ücreti alacak. NACE  kodlarını da mevzuata bağlamak lazım.

 YEMEK KARTLARI SORUNUNU ÇÖZDÜK

Yemek kartları ile ilgili yüksek komisyonlar söz konusuydu iki yıl önce ‘yemek matik’i çıkarttık, sonra yemek kartları firmaları ile masaya oturduk. Yüzde 6 komisyonda sabitledik. Oradaki rekabeti bir düzene soktuk ancak şimdi başka bir sıkıntımız var: internet üzerinden online yemek hizmeti veren; Yemek Sepeti, Getir, Trendyol gibi sistemler. Bunlar esnafa yüzde 10 komisyonla çalıştığın ısöylüyor ancak fatura kesildiğinde yüzde 18 olduğunu görüyorsunuz. Reklam bedeli, hizmet bedeli gibi kalemler ekliyorlar. Bizim esnafımız yüzde 10 kazanırken bu firmalar yüzde 18 kazanıyor. Bu da gıda enflasyonunu tetikliyor. 

BABAYİĞİT ARIYORUZ

İnternet sistemi ile ilgili çalışma başlattık burada yazılımları tamamladık. İstanbul öncelikli olmak üzere tüm Türkiye’de bu hizmeti devreye almak istiyoruz. Ancak bu bir bütçe gerektiriyor. Federasyonun desteğiyle bir yatırımcı bulunabilirse bu sistemi devreye alacağız. Burada verilen hizmet sıfır komisyonlu olacak. Kişi sadece 300-500 lira gibi bir aidat ödeyecek. Biz bu sistemi hayata geçirmemizde yardımcı olacak bir babayiğit bulabilirsek söz konusu internet sitelerini de dizginlemiş olacağız. Biz rekabet yaratabilirsek bu adamları dize getirmiş oluruz. Üyelerimize şöyle seslenmek istiyorum: Sattığın bir ürünün yüzde 18’ini diğer sistemlere para ödeyeceğine yüzde on kendi müşterine indirim yap. Bu da gıdadaki enflasyonu durduracak.

 

YEMEK PROGRAMLARI ZARAR VERİYOR

TV’de yemek programlarını izlerken içim acıyor. Türk mutfağı dünyada sayılı mutfaklardan birisi o master şeflerin elinden çıkan bir tane orijinal yemek bulamazsınız. Yemeklerin içine alakasız ürünleri katarak sunum yapıyorlar. Okuldan mezun olmuş ama hayattan haberleri yok şovdan başka bir şey değil. Bu da bizim gastronomi turizmine zarar veriyor. Bizim 200 çeşit çorbamız, binlerce çeşit yemeğimiz var. Kamu kurum ve odalarımızın coğrafi işaretleri alması şart. Bu işaretler alındıktan sonra o yemeklerle kimse oynayamaz.