GÜNCEL
Giriş Tarihi : 07-10-2021 12:39   Güncelleme : 07-10-2021 12:39

Gölge Etmeyin Doğa Başka İhsan İstemez

Türkiye’nin ciğerlerini yakan orman yangınlarını değerlendiren Prof. Dr. Tuncay Neyişci; “Orman yangınlarına uyumlu bir toplum haline dönüşmek zorundayız. Orman yangınlarıyla birlikte yaşama becerisini oluşturmak zorundayız” dedi. Neyişçi, OGM’nin söndürme çalışmaları kadar ormanlardaki yanıcı yöntemle mücadeleye ağırlık vermesi gerektiğinin de altını çizdi

Gölge Etmeyin Doğa Başka İhsan İstemez

 

Türkiye’nin ciğerlerini yakan orman yangınlarını değerlendiren Prof. Dr. Tuncay Neyişci; “Orman yangınlarına uyumlu bir toplum haline dönüşmek zorundayız. Orman yangınlarıyla birlikte yaşama becerisini oluşturmak zorundayız” dedi. Neyişçi, OGM’nin söndürme çalışmaları kadar ormanlardaki yanıcı yöntemle mücadeleye ağırlık vermesi gerektiğinin de altını çizdi

Orman Bilimci Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, Manavgat’ta başlayan tüm Akdeniz ve Ege’yi saran orman yangınlarıyla ilgili Nusret’le İş ve Yaşam Sohbetleri programında değerlendirmelerde bulundu. Akdeniz kuşağında yer alan ormanların belirli aralıklarla yangın geçirdiğine dikkat çeken Neyişçi, yanan yerlerde kendiliğinden yeniden orman haline dönüşeceğini söyledi. Neyişçi yangınlar, sonrasında yapılması gerekenler ile ilgili şunları söyledi:

YANGINA ADAPTE OLMUŞ EKO SİSTEM VAR

Akdeniz kuşağındaki ormanlık alanlar belirli aralıklarla yangın geçirir. Bunlar yangına adapte olmuşlardır. Yangınları tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil, bu ormanlar yangınlarla birlikte yönetilmek zorunda. ‘kızılçam çok kolay yanıyor, yanan yerlere zeytin dikelim’ önerisi gerçekçi değil. Kızılçamlar milyonlarca yıldır var. Yangınının sürekli olduğu bir ortamda evrimleşmişler. Ağaçlar yapraklarını döker, dallarını döker. Akdeniz yazları kuraktır, kuraklık zaten yanmayı teşvik eder.  Akdeniz iklim kuşağı insanların en yoğun bulunduğu yerdir. Bu nedenle yangının çıkması için her şey hazır. İnsan olmadan önce de yıldırım düşmesi sonucu buralarda yangın çıkarıyordu.

BİTKİ ÖRTÜSÜNÜ ÇOK İYİ BİLMEK LAZIM

Yangını başarıyla yönetebilmek için yangın konusunda çok fazla bilgi sahibi olmamız lazım. Yangınla bitki türlerinin ilişkisini iyi bilmeliyiz. Bunu bilmediğimiz için giderek yangınlar daha çok yaygınlaşıyor, sorunun temel nedeni bu.

YANGINLA YAŞAMAYI ÖĞRENMELİYİZ

Depreme karşı önlemler alabilmek için depremi iyi biliyor olmamız lazım. Japonya’da 8’den büyük depremler oluyor ama buna rağmen gökdelenler var niye çünkü ona göre yapılıyor. Bizde bakın sel var derenin içine bina yaparsanız ne kadar dayanıklı olursanız olun sel onu alır götürür. Orman yangınları da böyle, ormanla yangın arasındaki ilişkiyi ne kadar iyi bilirsek o kadar iyi önlem alırız. Yangınla birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Japonlar depremi kader değil vaka olarak görüyor. Biz yangınları iyi bilip akılcı önlemleri alabilsek, ciğerlerimizi bu kadar yakmadan daha az kayıpla atlatılabilirdik. Mesele yönetim meselesidir.

SÖNDÜRME STRATEJİMİZ YANLIŞ

Her yıl 20 bin hektar orman yanıyor, bu sene 150 bin hektarlık bir alan yandı. OGM’nin stratejisi çıkan yangınları mümkün olan en kısa sürede söndürmekle sınırlı. Oysa bir orman yangını çıkmış ise bu ormanın yangına hazır duruma geldiğini gösterir. Yangını söndürür kalan alanla ilgili çalışma yapmazsanız orası da yanmak için bir başka kıvılcımı bekler. Yangını söndürdüğünüz andan itibaren geri kalan alanda kuruyan dallar, dökülen yaprakları herhangi bir teknikle yangın tehlikesi yaratmadan ortadan kaldırmak lazım. Türkiye’deki orman yangınlarının sık olmasının temel nedeni ormancılık pratiğinde yanıcı yönetimi denilen ince kuru yanıcıların daha sonra daha az daha kalın daha büyük enerji çıkarabilecek yanıcı malzemelerin sistem dışına çıkarılmaması ile ilgili.

YANICI YÖNTEME BÜTÇE AYRILMALI

Ormanlarımız içerisinde ince kuru yapraklar ince kuru dalları orman içerisinden çıkaralım ormanı yakmak mümkün olamaz. Yangının çıkma olasılığını mümkün olduğu kadar azaltmak gerekli. Yangınları söndürme konusuna ne kadar önem veriyorsanız; yangınlarla mücadeleye ve onların çıkmasını engelleyecek yanıcı yönetimine de en az söndürmek kadar önem verilecek. Türkiye’de orman yangınlarıyla mücadele bütçesinin yarısından fazlası helikopter, uçak, arazöz kiralanması için ayrılıyor. Yanıcı yönetimi için bütçe neredeyse yok. Orman yangınlarının yüzde 90’ı insan kaynaklı diyoruz ama bu konuda da bir bütçe yok. Bu bütçe anlayışıyla siz insanları nasıl bilinçlendireceksiniz nasıl temiz daha güç yanabilen hale getireceksiniz. Yaptığımız tek şey var yangını söndürelim.

AĞAÇLANDIRMA YAPMAK DOĞAYA EZİYET

Orman kendini yeniler, yanan alan tekrar orman haline gelir. Bizim yaptığımız en büyük hatalardan bir tanesi yanan alanlara kampanya başlatmak ve dozerlerle ağaçlandırma yapmak. Orman yangının kendisi kadar ağaçlandırma için doğayı tahrip ediyoruz. Türkiye’de yangınların yüzde 60’tan fazlası ağaçlandırılmış alanlarda çıkıyor. Yani öyle ağaçlandırmalar yapmışız ki dinamit gibi. Doğaya şans verin, yangın söndürüldükten küller için tedbir alınması lazım. Çünkü bu küller insan sağlığını da olumsuz etkiler. Küller suyu geçirmez sağanak yağışlar büyük su kütlelerine neden olur toprak da çekmediği için dere yatakları taşar ve yeni felaketlere yol açar. Akdeniz’de maki türlerinin ardından kızılçamlar çıkmaya başlar. Biz dokunmadığımız sürece alanın en azından yüzde 60’ı kendi kendini yeniler.

HAYVANLAR DA YANGINA ADAPTE OLMUŞ

Bitkilerin kendisi gibi orman içindeki canlılar da kendilerini nasıl koruyacaklarını öğrendiler. Karıncadan tutun, geyiğine varıncaya kadar hepsi yangından nasıl kaçacağını iyi biliyor çünkü milyonlarca yıllardan beri o yangınlarla birlikte yaşamışlar. Kaçmayı beceremeseler bugün olmazlardı.

FİDANINI KENDİNİZ ÜRETİN

Nerede olursanız olun etrafınıza bakın 15-20 yaşına gelmiş ağaçlar var mı?  Eğer varsa mutlaka üzerinde tohum vardır. O tohumları pet şişelerin tepesini kesin içine toprak koyun tohumu büyüklüğüne göre tohumun iki misli derine gömün. Belli aralıklarla da sulayın kendi fidanınızı üretirsiniz.

KUTU

PROF. DR. TUNCAY NEYİŞÇİ

İzmir 1947 doğumlu 1965’te İÜ Orman Fakültesinden mezun oldu. 3 yıl Almanya’da staj yaptı. Mezun olduktan sonra Antalya’da Taşucu Kağıt Fabrikası projesinde çalıştı. 1991’e kadar Ormancılık Araştırma Enstitüsünde çalıştı. 1991’de Akdeniz Üniversitesinde Çevre Araştırma Uygulama Merkezini kurdu. 2014’te emekli oldu. 14 yıldır UNESCO’nun Çevre projesinde ulusal koordinatörlük yaptı. Birçok STK’nın kuruluşunu gerçekleştirdi.