İkitelli Organize Sanayi
Giriş Tarihi : 30-08-2021 20:43   Güncelleme : 30-08-2021 20:43

Doğa Yanlışı Kabul Etmez

Sel felaketlerini değerlendiren eski İSKİ Genel Müdür Yardımcısı İOSB Bölge müdürü İhsan Özleyen; “Doğa yanlışı kabul etmez, yaşananlardan ders çıkarmazsak felaketlerin tekrar etmesi kaçınılmazdır. Dere yataklarına imar izni verilmemeli” dedi. Müsilajın da sonuç olduğunu ifade eden Özleyen; “Bizim sanayileşme politikamız bugün Marmara’daki müsilajın baş tetikleyicisi” diye konuştu

Doğa Yanlışı Kabul Etmez

 

Nusret’le İş ve Yaşam Sohbetleri ’ne katılan eski İSKİ Genel Müdür Yardımcısı İhsan Özleyen, Batı Karadeniz Bölgesinde yaşanan sel felaketi ile Marmara Denizi’ni etkisi altına alan müsilajın neden yaşandığını anlattı. Dere havzalarına yapı izninin felaketin bilançosunu ağırlaştırdığına dikkat çeken Özleyen, etrafındaki ağır sanayinin bıraktığı atıkların da Marmara Denizi’nde müsilajın yaşanmasına neden olduğunu söyledi.

-Karadeniz’de selin sebebi neydi?

Sel felaketinin oluşumu ve imar açısından değerlendirmek gerekir. Dünyada sürdürülebilir çevre insanların hayatlarını idame ettirebilmeleri için şart. Küresel ısınma nedeniyle yağışlar aniden ve beklenmeyen mevsimlerde yağıyor. Kastamonu Bozkurt’ta metrekareye 360 kilo yağmur düştüğü açıklandı. Yağmur akışa geçtiği zaman akış hızını bu betonlaşma daha hızlandırıyor. Bozkurt’ta felaket havzanın büyüklüğünden ve ağaçlandırma eksikliğinden meydana geldi. Yağışlar; insana, konutlara zarar verdiği kadar topraklarımızı da alıp götürüyor. Buraya 360 kilo yağmur düşmüş, böyle bir yağış olduğu zaman taşkın sınırlarımız neresi bunu hesaplamak gerekli. Biz konutlarımızı, yollarımızı dere yataklarından ne kadar uzak yaparsak zarar görmeyiz. İmar izinleri verilirken bina çekme mesafelerine riayet edilmiyor. İkincisi dere yataklarını temiz tutacaksın önü tıkanmamış olacak. Üçüncü konu; dere yatakları üzerindeki sanat yapılarına yollara çok dikkat edeceksin. Ulaşım çöktü mü kurtarma yapamazsın. Dere yatağı seviyesinde köprü yapmayacaksın. Trafo, elektrik enerji alt yapılarının kesinlikle bu mesafelerin dışında olması gerekiyor. Yani yapılaşma dere yatağındaki taşkın sınırının dışında olacak.

DİSİPLİNDEN TAVİZ VERİLMEMELİ

-Yağışlar devam edecek mi dengesiz hayatımız sürecek mi?

Yağışlardaki düzensizlik devam edecek dolayısıyla bu tehlike devam edecek. Bu artık Türkiye’nin değil dünyanın meselesi, bizim almamız gereken tedbirler var dere yataklarını açacağız, alt yapılarını güçlendireceğiz, imar kanunlarına uyacağız, taşkın sınırlarını iyi belirleyeceğiz zira doğa yanlışı kabul etmiyor. Bu yaşananlardan ders almazsak dere yatağına ev yapar kenarına bostan yapar, imardan rant elde etmeyle kalkarsak felaketler maalesef devam edecek. Bu bir disiplin meselesi her şeyin eğitimi bilimi var ama onun içinde disiplini var.

İSTANBUL FELAKETİ 1993’TE YAŞADI

Dere yataklarımızı koruyacağız, oralarda ben ‘bir kat fazla atayım, bir metre kazanayım’ diye düşünmeyeceğiz.  Ayamama ’da 1993 yılında yaşanan selde birçok bina dere yatağına kaçmıştı. Dere yatağının kesiti daraldığı zaman geriye doğru büyük bir su birikintisine neden olur ve bu da sel baskınlarına yol açar. Burada disiplin çok önemli, bugün devlet bu disiplini sağlamadığı için bu zarar ortaya çıktı. Bakın bu zararlar milli ekonomiden gidiyor insanlar hayatını kaybediyor.  İmar kirliliğinin önlenmesi lazım, artık kaçak yapılara kesinlikle göz yumulmamalı. Para cezası kesilmemeli imar kaçaklarına. Devlet imar kaçaklarını gelir kaynağı olarak görmemeli.  Alınan para karşılığı bu yapılar legalleştirilirse bunun sonu gelmez. Bu yapılmazsa bugünkü acı tablodaki bedelleri sürekli öderiz.

İSTANBUL İÇİN TEHLİKE GEÇMİŞ DEĞİL

-İstanbul’da durum nedir?

İstanbul’un dere ıslahları var zaman zaman burada da taşkınlar oluyor. İSKİ’nin benim dönemimde aldığı bir karar vardı; dere çekme mesafelerini belediyelere bildirdi. İstanbul’da derelerin kenarında önceden yapılmış çok sayıda bina var. Daha vahimi dere kenarında tecavüzlü binalar var. Örneğin Alibeyköy deresi. O zaman büyük bir heyelan oldu, okulları su bastı biz o dereyi ıslah ettik bugün sorun yaşanmıyor, Ayamama ‘da bazı tedbirler alında ancak hala büyük yağışta sıkıntı olabilir. Çırpıcı Deresi bunların hep havza hesapları yapıldı. İstanbul’un yağış rejimi de artık düzensizleşiyor bu tedbirler zaman içinde izlenmeli o gün için yeterli olan tedbirler bugün olmayabilir. İstanbul, Abana, Bozkurt Rize gibi bir yağışla karşı karşıya kalırsa çok kötü durumda olur. Dere yataklarına kesinlikle yapılaşma izni verilmemeli, bu binalarda bodrum katlar olmamalı.

-AVM’lerde bu tehlike çok galiba?

AVM’lerin böyle pek riskli bölgelere konumlandığını zannetmiyorum. Hepsi dere yataklarından uzakta ama varsa dereye yatağına yakın o risk var.

MÜSİAJ BUGÜNÜN SORUNU DEĞİL

-Müsilaj niye ortaya çıktı?

Müsilaj yeni bir konu değil ama gün yüzüne çıktı. Deniz dibindeki oksijen azaldığı zaman bir şekilde yüzeye çıkıyor. Marmara bir iç deniz ama İstanbul, Tekirdağ, Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Sakarya yani Türkiye sanayinin hemen hemen yüzde 60-70’i burada. Bir de çok eskiden Diliskelesi gibi ağır sanayiye izin verilen yerler var, tüm buraların suyu iç denize akıyor. Karadeniz üzerinden tuna nehrinin gelen kirlilikte var. Böyle bir durumda Marmara’yı korumak çok zor. Bunun örneği 1984’ten sonra Haliç’te yaşandı, şimdi ayın şey Marmara denizi için geçerli.

KİRLİLİK ŞEHRE DOĞRU GELİYOR

Sanayide, Başakşehir, Hadımköy, Beylikdüzü tarafı Ambarlı deresine akıyor. Ayamama havzası Başakşehir, Bahçelievler, Bağcılar, Küçükçekmece’yi içeriyor. Bunların etrafındaki fabrikaların atıklarına evsel atıklar da eklenince sonucu tahmin etmek zor olmuyor.

-Evimizi iyi temizleyeceğiz diye doğayı mı kirletiyoruz?

Kesinlikle, çamaşır, bulaşıkta kullandığımız deterjanlar bile tetikleyici ama ana unsur sanayiden gelen sular. Bunlar yerinde arıtılmazsa ilk önce alt yapıyı bozar, bu sızıntı doğal hayatı öldürür. Ana kolektörler ve deniz tahrip olur. Biz sadece denizi görüyoruz bu kirlilik komple şehire doğru geliyor. Türkiye’nin en verimli havzası Çorlu Havzası ölüyor, Çorlu’da 5 tane OSB var istediğin kadar arıt yine kaçak olacak. Öyle bir kontrol düzeni kurmak çok zor. Bizim sanayileşme politikamız bugün Marmara’daki müsilajın baş tetikleyicisi. Sanayiye paralel çok sayıda insan da bu havzada yaşıyor. Biz Marmara’yı adeta katletmişiz.

SANAYİ ANADOLU’YA YAYILMALI

-Nasıl kurtulacağız?

Devlet bu işe el attı acil eylem planı yaptı. Bu yıl için diyor ki bir yıl içinde bütün arıtmalar tamamlanacak. Belediyeler, Çevre Bakanlığı. Sanayi ve Ticaret Odalarına rol verildi. Denizlere kimyasal atıkların gitmesi önlenecek, zaman içinde de müsilajın etkisi azalacak. Artık kirlilik oluşturan sanayiyi Marmara havzasından Anadolu’nun denizlerden uzak yerlerine göndermek lazım.

-Bu canlıları tekrar kazanacak mıyız?

Bir kirlenme otuz yılda olur bir temizlikte en az yarısı sürer dikkat edilirse. Böyle nüfus artar, imar yoğunlaşır, İstanbul içindeki sanayi rant alanına dönüşür, herkes buraya gelirse eski haline döndürmek çok zor. Tabiat insanoğlundan hıncını alıyor, ölüyoruz, kirleniyoruz, doğal gıda alamıyoruz.