YAŞAM
Giriş Tarihi : 17-06-2021 10:00   Güncelleme : 17-06-2021 10:00

Boğazın Kıymetini Bilmek Ya Da Bilmemek

İSTEB Başkanı Ulvi Özcan: “Yalıları, koruları, mavi ve yeşili ile bana göre sadece Türkiye’nin değil dünyanın incisi boğaz ancak dünden bugüne gerek koruma anlamında gerek tanıtma anlamında maalesef gereken değeri gösteremedik”

Boğazın Kıymetini Bilmek Ya Da Bilmemek

İSTEB Başkanı Ulvi Özcan: “Yalıları, koruları, mavi ve yeşili ile bana göre sadece Türkiye’nin değil dünyanın incisi boğaz ancak dünden bugüne gerek koruma anlamında gerek tanıtma anlamında maalesef gereken değeri gösteremedik”

 Sultanhamam’da çalışırken ayrılan ve 1995’te Ümraniye’de kurduğu emlakçılık firması ile sektöre ilk adımı atan Ulvi Özcan, ofisini 2000 yılında Çengelköy’e taşıdı. Sektörün daha ileriye taşınması için 25 arkadaşıyla birlikte İSTEB’İ kurdu. İTO’da komite’de görev alan ve meclis üyeliği yapan Özcan, Boğaz konusunda uzmanlaşmasının önceden yanında çalıştığı ustasının; “Parası az vakti bol insanlara hizmet etmeyeceksin, parası bol vakti az insanlara hizmet vereceksin” sözü üzerine başladığını söyledi. Nusret’le İş ve Yaşam Sohbetlerine konuk olan Özcan, dünyanın en büyük güzelliklerinden olan Boğazın yeterince tanıtılamadığının da altını çizdi. İşte Ulvi Özcan’ın Boğaz ve emlak sektörüyle ilgili söyledikleri:

BOĞAZIN TACI ERGUVANLAR

Erguvanlar boğazın tacıdır, Mayıs ayı ortası ve sonlarında açarlardı ancak küresel ısınmadan dolayı artık Nisan sonunda açıyorlar. 15-30 gün boğazda apayrı beyaz olan rengini eflatuni bir hal alıyor ve tıpkı gelinlikteki taç gibi çok güzel bir görüntü oluşturuyor. Boğazın her yerinde görülmekle birlikte daha çok Kandilli, Cemile Sultan, Fethi Paşa gibi korularda daha çok göze çarpıyor. Rahmetli Kadir Topbaş döneminde Erguvan dikimiyle ilgili bir dönem çalışma da yapıldı. Japonlar sakura ağacını ticari bir gelire dönüştürdü umarım biz de erguvanları böyle değerlendirebiliriz. Bizans döneminde erguvan rengini imparatorluk ailesi kullanır başkalarının bu rengi kullanmasına izin verilmezmiş bu kadar güzel ve önemli İstanbul için aslında.

BOĞAZIN YALILARI VE HİKAYELERİ

Boğazda 600 civarı yalı olduğu söyleniyor, sahipleriyle ilgili mahremiyet çerçevesinde hepsini anlatamıyoruz ama mesela Yılanlı Yalı’nın hikayesi ilginçtir. Padişah yalıyı çok beğenir sahibi ise yalıyı elinde tutmak ister. Bu nedenle padişahı tanıyan yakınına ‘burada çok yılan olduğunu söyle’ der. Padişah gezerken yalıyı tekrar görür ve ne kadar beğendiğini söyler. ‘Evet çok güzel ama içinde çeşit çeşit yılanlar varmış’ denince vazgeçer. Yalının adı da Yılanlı yalı olarak kalır.

4 DEVLET BU YALIDAN ÇIKTI

En pahalı ve ünlü yalılar Polonya Adalet Bakanı seviyesinde olan Kont Otrolog yalısıdır bugün Türk bir aile tarafından satın alınmıştır. Halit Paşa, Şehzade Burhaneddin Efendi yalısı ki Katarlılara satılmıştır, Zeki Paşa, Esma Sultan, Ahmet Arif Paşa, Tahsin Bey yalısı vardır. Beylerbeyi Abdullah Paşa yalısında 4 devlet kurulmuştur mesela. Osmanlının dağılma sürecinde Abdullah Paşa’nın her bir çocuğuna bir ülke verilir. Irak, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan bu yalıdan çıkmıştır. Şerifler yalısı, Hekim Paşa yalısı, Kıbrıslı yalısı çok güzel yalılardır.

KEYFİNİ SÜRMEK İÇİN YALIDA OLMANIZ GEREKMİYOR

Boğaz, trafikle ilgili derdiniz yoksa bence Türkiye’nin hatta dünyanın en kıymetli yeri. Ben özellikle Kandilli, Kanlıca, Yeniköy ve Beylerbeyi’ni çok severim çünkü buralarda doğallığın hala fazla olduğunu düşünüyorum.  Kanlıca hala köy gibidir mahalle kültürü vardır kandilli hala çok doğaldır. İnsanlar kendilerini ödüllendirsinler ara sıra boğaza gitsinler, kafa dinlesinler, çınar ağacının altında çay simit yesinler, martıları izlesinler, Çengelköy’de salatalık, Kanlıca’da yoğurt yesinler. Boğazın güzelliklerini görmek vergiye tabi değil.

BOĞAZ DEĞİŞİM SÜRECİ

Boğazda değişimi servetin el değiştirmesi olarak görüyorum, eski maliklerden hala yalılarda oturan çok yok. Çünkü birden fazla çocuk olduğunda o yalı miras sürecinde paylaşılamadığı için satılıyor. Kültür de değişmiş. Eskiden yalılarda oturanlarla mahalleli arasında paylaşım olurmuş, bugün ayrı dünyalar maalesef.

KEYFİ SAHİPLERİ DEĞİL ÇALIŞANLAR SÜRÜYOR

O gün yardımlaşma ritüelleri olurmuş bugün bunların hiçbiri yok. Yalıların keyfini hizmetliler sürüyor çünkü sahipleri haftanın altı günü iş yoğunluğunda bir gün misafir ağırlıyor. 6 gün oradaki hizmetliler bahçesinde oturuyor balık tutuyor. Gerçi kültür nasıl kalmadıysa balık ve çeşitliliği de azaldı. Mesela eskiden lüferiyle ünlü olan Boğaz’da bugün lüfer yok denecek kadar az.

SEKTÖR İÇİN KURDUK

İSTEB’İ 25 arkadaş emlakçıların haklarını lobisel anlamda korumak, bürokrasi nezdinde savunmak, dayanışmayı geliştirmek, sektörün kötü algısını ortada kaldırmak için kurduk. Şu anda Türkiye’de emlakçının kim olduğu, nasıl yapıldığı belli değil. Biz sektörde çıtanın yukarı çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Emlakçının kim olduğu belli olmadan, nasıl yapılacağının standardını ortaya koymadan bu sorunları aşmamız mümkün olmayacak.  Bizi yönetenlerin seslerimize kulak vermelerini istiyoruz.

PANDEMİDE SEKTÖRÜN DURUMU

Ticaret yapan birinin umutsuzluğu konuşması mümkün değil. Umudu her zaman konuşmamız lazım. Pandeminin bu kadar küçülttüğü bir dünyada tedbirli olmak gerektiğini unutmamak gerekir. Bununla birlikte fırsatları doğru analiz edenler bu işten karıl çıkacak kazanan ve kaybedenler olacaktır. Boğazdaki yalılarda fiyatlarda düşüş olması gerektiğini düşünüyorum ama olduğunu gözlemlemiyorum. Şu anda hükümetin pandemi döneminde yaşanan ekonomik daralma nedeniyle hayata geçirdiği bence de doğru olan politikaları gereği alacaklılar borçluların üzerine gidemiyorlar bu durumda fırsat dediğimiz alımlar olmuyor.

ARAP VE RUS ALGISI GERÇEK DEĞİL

Ben boğazı dünyaya yeterince anlatabildiğimizi düşünmüyorum. Boğazın tarihinden tutun doğal güzelliklerine, yaşanmışlıklara kadar birçok şeyi var bunlar anlatılabilir ama bir marka çarpanı denen olay var. Boğazda Arap ve Rusların çok yalı aldığı düşünülür oysa öyle değildir. En çok yalıyı Türkiye’nin 4. Kuşak zengini alır.

KANUNLAR İYİLER İÇİN YAPILIYOR

Dünyada gezdiğim yerler içinde en beğendiğim yer boğazdır ama biz boğazın hakkını maalesef veremiyoruz. 2960 sayılı Boğaziçi imar kanunu var sadece iyi insanlar için geçerli. İyi insanlar kitabına göre işini yapmak için ellerinde dosyalar merci merci dolaşıyor, işini bilenler ise adamını bulup yapacaklarını yapıyor, kanun iyi insanlara var.  Böyle bir koruma olmaz. 

25.YIL ANISINA

Pandemi döneminde geçtiğimiz yıl mesleğimin 25. Ylı olması nedeniyle 4 bölümden oluşan bir kitap yazdım. İlk bölümünde kendi hayatımı anlattım, ikinci bölümünde ‘anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az’ diyerek sektörü anlattım. Üçüncü bölümde gazet eve dergilerde çıkan kendi köşe yazılarımı, son bölümde ise bizim hakkımızda newyork Times başta olmak üzere çok sayıda yerli ve yabancı basın kuruluşlarında yer alan haber kupürlerini koydum. Kitabın tüm gelirini Zihinsel engelli çocuklara destek olmak için kurulan Tohumcuk Kooperatifine bağışladım.