GÜNCEL
Giriş Tarihi : 23-02-2022 18:30   Güncelleme : 24-02-2022 10:10

İÇ GİYİME PANDEMİ DOPİNGİ

TİGSAD Başkanı Nazım Kanpolat, pandemi döneminde lojistik maliyetlerinin yükselmesiyle özellikle Avrupa ülkelerinden iç giyime yönelik talep patlaması yaşadıklarını söyledi. Kanpolat, “İhracatımız yüzde 30 arttı. Artış bu yıl da sürecek” dedi

İÇ GİYİME PANDEMİ DOPİNGİ

Pandemi birçok sektörü olumsuz etkiledi. Bazı sektörlerde ise işlerin açılmasına neden oldu. Bu sektörlerin başında bir malın bir noktadan diğer noktaya ulaşmasını sağlayan kurye ve lojistik geldi. Lojistik sektörüne talep artınca fiyatlar da yükseldi. Bu durum Avrupa ülkelerini iç giyim sektöründe de lojistik maliyeti Uzak Doğu’ya göre çok daha düşük olan Türkiye’ye yönlendirdi. Türkiye İç Giyimciler Sanayicileri Derneği (TİGSAD) Başkanı Nazım Kanpolat, “Pandemide öylesine yüksek bir talep artışı yaşandı ki; firmalarımız bu talebi karşılamakta kelimenin tam anlamıyla zorlandı. 2021 yılında ihracatımız yüzde 30 arttı. Sürecin bu yıl da hız kesmeden devam edeceğini öngörüyoruz” dedi.

20 yıl önce kurulan TİGSAD’ın üç kurucu üyesinden biri olduğunu belirten Kanpolat, TİGSAD’a 6 ay önce başkan seçildi. Kanpolat aynı zamanda seçimle gelen ilk başkan. Gazeteniz Yeni Esnaf’a konuşan Kanpolat, sektörü, derneği ve geniş katılımla gerçekleştirilen fuarı anlattı.

 

20 YIL ÖNCE 3 KİŞİ İLE KURULDU

 “25 yıldır iç giyim sektöründeyim. Daha önce Çorapçılar Derneği vardı ama bizim sektörümüzün derneği yoktu. 20 yıl önce üç arkadaş bir araya gelerek derneği kurduk. 6 ay önce de seçimle gelen ilk isim olarak kurucusu olduğum derneğin başkanı oldum” diyen Kanpolat, “Seçime girerken biz yönetim kurulundaki arkadaşlarımızla birlikte üyelerimize 11 vaat verdik. Sektörün içinden biri olarak sorunları ve çözüm yollarını biliyorduk. 6 ay içerisinde söz verdiğimiz vaatlerin yüzde 75-80’nini gerçekleştirdik. Önümüzdeki üç ay içerisinde de bir aksilik olmazsa kalan vaatlerimizi gerçekleştireceğiz. Böylece iki yıllık görev süremiz bitmeden ilk bir yıl içerisinde üyelerimize verdiğimiz tüm sözleri tutmuş olmanın mutluluğunu da yaşayacağız” diye konuştu.

 

EVE KAPANDIK TALEP ARTTI

2019’da pandeminin başlamasıyla birlikte bütün dünyada ekonomilerin kendi içine dönmeye başladığını belirten Kanpolat, “Bu süreçte şirketlerin ciroları azalmaya başladı. Fakat 2021 yılında özellikle lojistik sektöründe yaşanan fiyat artışları nedeniyle daha önce Çin ve Uzak Doğu’dan alım yapan çevremizdeki ülkeler rotalarını Türkiye’ye çevirdi. Çünkü bölgede en büyük imalatı olan ülke Türkiye’ydi. Bu ülkelerdeki büyük firmalar ve mağazaların oluşturduğu talepler ihracat rakamlarına da yansıdı. 2021’de Türkiye ihracatı yüzde 25 arttı. Hazır giyim sektöründeki artış yüzde 18.3 olurken iç giyimdeki ihracat artışı ise yüzde 30 olarak gerçekleşti. Yurtdışından giyimde daha çok eşofman, pijama, iç giyim talebi arttı. Bunun nedeni pandemi nedeniyle insanların evde kalması, uzaktan çalışma sistemi nedeniyle evlerin home ofise dönüşmesiydi. İnsanlar vakitlerinin büyük çoğunluğunu evde geçirince rahat ev kıyafetlerini tercih etti. Lojistikteki artış nedeniyle ürün fiyatı kadar nakliye ücreti ödemek yerine Türkiye tercih edildi ve bu da iç giyim ihracatının yüzde 30 oranında artmasını sağladı” dedi.  

 

PAMUK TEDARİĞİNDE SIKINTI YAŞADIK

Bu süreçte hammadde sıkıntısı yaşadıklarını dile getiren Kanpolat, “Bence en önemli nokta bu. 2021’deki ihracat artışından sektör olarak memnunuz ancak aslında bu rakamlar çok daha yukarılara çıkabilirdi. Burada özellikle yılın son aylarında hammaddedeki artışlar, tedarikte yaşanan sıkıntılar bizi etkiledi. Türkiye’nin yıllık pamuk üretimi 800 bin ton, yıllık pamuk tüketimi ise 1.6 milyon ton. Bu kalan 800 bin ton hammadde ithal ediliyor. Dünya borsalarında pamuk fiyatları yükseldi. Türkiye’de ise bu yükselişe ek olarak fiyatlar yüzde 25 daha arttı. Dolayısıyla hammadde bulmakta zorlandık. Şimdi Türkiye’de pamuk fiyatları bir miktar geri gitse de hala dünya piyasalarından yüzde 10-15 daha fazla” diye konuştu.

“İhracattaki artışın 2021’deki gibi devam edeceğini öngörüyoruz. Beklentimiz yine yüzde 25-30 civarı” diyen Kanpolat, “İç giyim sektörü olarak 2020 yılında 600 milyon dolarlık ihracat yaptık. Geçtiğimiz yıl bu rakam 900 milyon dolara ulaştı. 2022’deki ihracat beklentimiz ise 1 milyon 250 bin doların üzerinde” dedi.

 

DÜNYA MARKALARINI SATIN ALMALIYIZ

İç giyim sektörü olarak dünyada yedinci, Avrupa’da ise üçüncü sırada olduklarını belirten Kanpolat, “Hedefimiz elbette birinci olmak. Ancak Çin çok büyük bir rakip. Burada önemli olan birinci olmak değil, katma değeri yüksek ürünleri ihraç etmek olduğunu biliyoruz. Çünkü o zaman sermaye birikimi de artıyor. Markalaşarak Türkiye’nin önünün açılacağını düşünüyoruz. Üyelerimize verdiğimiz sözlerden biri de ‘kendi markalarımızla ihracat yapmak’tı. Markalaşma bugünden yarına olacak bir olay değil. Elbette kendi markalarımızı oluşturacağız ancak bu geçiş döneminde dünyada bilinen ve pandemi nedeniyle sıkıntıya giren markaları satın almak ya da onların lisanslı üretimini yapmak böylece o markaların ürünlerini burada üretip ihracat yapmak önceliklerimizden biri. Bu nedenle ben kendi firmam olarak ilk adımı attım ve dünyada bilinen bir marka ile görüşmelerimiz devam ediyor”  diyerek sözlerini tamamladı.

BU FUAR İHRACATI ARTIRACAK 

İhracatı artırmak için her daim arayış içinde olduklarını belirten Kanpolat, “9-12 Şubat’ta gerçekleştirilen Türkiye’nin en büyük fuarıyla ilgili de şöyle dedi: “Bu fuarı 9 yıldır yapıyoruz 6 yıldır Çorap ve Çamaşırcılar Derneği ile birlikte düzenliyoruz. Fuar çok güzel geçti. Yüze yakın ülkeden ziyaretçiler geldi, Osmanbey’in yaptığı fuarla birlikte 40 bin metrelik kapalı alanda 600’e yakın firmayla hazır giyimin tüm çeşitlerini sunduk. Yaklaşık 35 bin kişi ziyaret etti ve herkes çok mutluydu. Şimdi 24-26 Ağustos’ta İFKO bir fuar daha yapacak üyelerimizden talep olursa bu fuarda da yerimizi alacağız.

 

YENİ NESİL B2B (BUSİNESS TO BUSİNESS)  

Yıllardır Ticaret Bakanlığımızın da desteklediği dünyanın her ülkesinde hem dernek olarak bizim hem firmaların ihracatı artırmak için yaptığı organizasyonlar var. Biz bunun üstüne bir taç daha koyuyoruz. İş için farklı ülkelere giderken ürünlerimizin yanına kültürü de koyalım, gastronomiyi de koyalım, turizmi de koyalım istedik. Bu ne demek? Örneğin yakında bir heyetle Polonya’ya gideceğiz. Arkadaşlarımız önceden gidip uygun bir mekan bulacaklar. Burada Türkiye’den 40-50 tane iç giyim ve çorap sanayici firmalarının temsilcileriyle ürünlerimizi bavula koyup oraya gideceğiz. Ürünlerimizi o mekanda asacağız müşterilerimizi davet ederek ürünlerimizi göstereceğiz. Bu işin ticari tarafı olacak ama bunun yanında Kültür ve Turizm Bakanlığından tanıtım filmlerini alacağız. Mekan daki ekranlardan Türkiye’nin turizmini tanıtacağız, akşam müşterilerimizle birlikte bir Türk restaurantına gidip yemek kültürümüzü tanıtacağız. Bu gecede Türkiye’den götüreceğimiz folklor ekibi sahne alacak onlar da Anadolu’nun farklı yörelerinin folklorik kültürünü tanıtacak. Böylece hem ticaret yapacağız hem de ülkemizin turizm, doğal, tarih ve mutfak kültürünü müşterilerimize tanıtmış olacağız. Biz yeni nesil B2B  adını verdiğimiz bu organizasyonu Ticaret Bakanlığımıza önereceğiz ancak onlar destek olmasa bile bu maliyetleri sanayici cebinden karşılayarak bunu hayata geçirecek. Akdeniz’i, Ege’yi,  Pamukkale’yi, Göbeklitepe’yi ekrandan görüp çevrelerine anlatacaklar ve biz böylece bir taşla aslında birçok kuş vurmuş olacağız.