Alexander Ullom'un hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmen koltuğunda oturduğu ilk uzun metrajlı filmi It Ends, "Korku zaten hayatın içindedir" düşüncesiyle yola çıkarak izleyiciyi alışıldık korku şablonlarının çok ötesinde, zihinsel bir çıkmaza sürüklüyor.
Film, bir süre sonra bize geleneksel bir canavar veya katil hikayesinin içindeymişiz gibi hissettirmekten çok, hayatın kendisinin neden zaman zaman klostrofobik bir korku filmine benzediğini sorgulatıyor.
Hikaye, üniversiteden yeni mezun olmuş dört arkadaşın (Tyler, James, Fisher ve Day) bir gece yolculuğuna çıkmasıyla başlıyor. Ancak bu yolculuk kısa bir süre içinde sıradan bir arkadaş buluşması olmaktan çıkıyor ve sonu gelmeyen, etrafı ormanlarla çevrili iki şeritli bir asfalt cehennemine dönüşüyor. Araç ne kadar ilerlerse ilerlesin manzara asla değişmiyor ve aynı çıkmazın içinde hapsoluyorlar. Üstelik araçlarını durdurdukları an, ormanın karanlığından fırlayan umutsuz ruhların şiddetli saldırılarına maruz kalıyorlar; bu yüzden hayatta kalmak için durmadan ilerlemek zorundalar.
Tıpkı hayat gibi; "çıkmaz" ve "yol" aynı cümlenin içinde yan yana durabiliyor. İlk bakışta oldukça basit görünen bu "sonsuz döngü" fikri, filmin ilerleyen dakikalarında çok daha felsefi bir metafora dönüşüyor. Çünkü burada asıl mesele yolun neden bitmediği değil; bu tükenmez ve yönsüz yolun, modern insanın (özellikle Z kuşağının) geleceğe ve yetişkinliğe dair hissettiği belirsizliklerle ne kadar benzer olduğudur. Gençlik hayallerinin ardından içine düşülen o yönsüz "eşik alanı" (liminal space), filmin asıl canavarını oluşturuyor. Bu bilinmezlikte sıkışıp kalan grup, korkunç kaderlerine razı gelmek ya da ne pahasına olursa olsun kaçmak arasında zorlu bir kararla karşı karşıya kalıyor.
Wikipediaya göre "Bağımsız bir yapım olan It Ends, yaklaşık 80 bin dolarlık oldukça kısıtlı bir bütçeyle çekilmiş olmasına rağmen, minimal kaynaklarla nasıl devasa bir gerilim yaratılabileceğinin dersini veriyor. Ullom'un yönetmenliği ve kamera kullanımı, filmin hikayesiyle kusursuz bir uyum içinde. Klostrofobik atmosferi yaratmak için sinematografinin neredeyse tamamı dar bir Jeep Cherokee'nin içine hapsedilmiş. Dışarıdaki dünyanın karanlık, tekrar eden ağaçları ve sonsuz asfaltı, The Backrooms gibi internet kültüründen doğan "liminal korku" akımını çok başarılı bir şekilde sinemaya taşıyor."
Film, felsefi altyapısıyla Jean-Paul Sartre'ın Gizli Oturum (No Exit) eseriyle güçlü paralellikler taşıyor. "Cehennem başkalarıdır" düşüncesi, dar bir arabada mahsur kalan dört arkadaşın birbirleriyle yüzleştiği gerilimli diyaloglarda vücut buluyor. Tek mekanlı yol gerilimleri açısından Steven L. Peck'in A Short Stay in Hell novellasını ve hatta atmosferiyle sinemadaki Locke veya Coherence gibi klostrofobik yapımları anımsatıyor. Ancak It Ends, jump-scare (ani korkutma) taktiklerine veya kanlı sahnelere bel bağlamak yerine, saf bir "umutsuzluk" ve "varoluşsal dehşet" üzerinden ilerlemeyi seçiyor.
Karakterlerin hiçbir yere varmayan bir yolda umutsuzca benzin göstergesini izlemesi, her şeye rağmen dostluklarına tutunmaya çalışmaları, filmi sadece korku türüne değil, dramatik bir psikolojik gerilime de yaklaştırıyor.
Yazan: Belgin Ömürdağ