Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Kalkınmak Mı? Hangi Eğitimle
M.Mahşuk Gülaçar

Kalkınmak Mı? Hangi Eğitimle

Bu içerik 481 kez okundu.
Reklam


    Çevremizde her nereye yüzümüzü çevirirsek çevirelim, gördüklerimizin yapısında bir bilginin, sanatın ve kendine has bir estetiğin var olduğunu müşahede edeceğimiz muhakkak. Kendimize döndüğümüzde ise, parmaklarımızın çalışmalarından tutun, mafsallarımızın işleyişi, her şeyimizi anında komutlayan akıl yetimizi velhasılı kelam vücudumuzda somut ve soyut her ne varsa hayrete mucip olduğunu görürüz. Sanki vücut değil, yaratılan kâinatın özeti. Bu mükemmeliyetleri tefekkür ettiğimizde, bilginin, eşyanın yapısına uygun olacak şekilde eşyanın üzerine  yansımış olduğunu, eşyanın işlev göreceği alanda bulundurulduğunu müşahede ederiz. Bir şey yapılmak istendiğinde yapılacak şeyin işe yaraması için o işin materyalleri, bilgisi, mekânı, insan kaynakları, o işten beklentimiz olan kaliteyi tespit eder ve ondan sonra hareket ederiz. Yani amaca uygun hizmet edecek proje üretiriz.
       Ülkemizde de sorunlarımızı çözmek konusunda başarı elde etmek istiyorsak öncelikle finansmanımızı, coğrafyamızı, insan kaynaklarımızı önceliklerimiz konusunda verimli kullanmak, doğru projelendirmek zorundayız. Bu konuda doğru hareket etme noktamız elbette eğitim olmalı, eğitimin ülke gerçekleri ile uyumlu projelendirilmesi ile sağlanmalıdır. Ülke gerçeklerine uyumlu olacak bir müfredatla çocuklarımızı eğitmek, eğitimlerini aldıktan sonrada aldıkları eğitimi zaman kaybetmeden üretimde kullanmak için kurulmasında zaruret gördüğümüz KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ ORTAK AR-GE ve KOOPDİNASYON Kurulu’nda tespit edilecek üretimin, ticaretin, pazarlamanın alt yapılarını kurmakla mümkündür.
       İşte bugün üzerinde durmak istediğim konu, yukarıda bahse konu olan eğitim çarkının bir dişlisi olan ENDÜSTRİ MESLEK LİSELERİ eğitimi ve müfredatı olacaktır. Bugün endüstri meslek liselerin müfredatı üç aşağı beş yukarı normal liselerin müfredatı ile benzerlik göstermektedir. Bu okullarda okuyan yavrularımız, bu okulları bilerek tercih ettiklerini söylememiz mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Mezun olan öğrencilerimizin hayatta kendi alanları ile ilgili iş yapma oranları yüzde yirmiler seviyesindedir. Bu okullarda mezun olan diğer çocuklarımız hayatın değişik alanlarına istihdam edildiklerini biliyoruz. Devlet bu okulların binalarına, atölyelerine, laboratuvarlarına önemli ölçüde halktan aldığı vergilerden kaynak aktarmakta olduğunu da bilmekteyiz. Amacına hizmet etmeyen yatırımlar ve kaynak kullanımı yüzünden, teknoloji üreten, katma değeri yüksek ürünler üreten gelişmiş dünya devleriyle yarışamıyor, onlar için pazar olmanın ötesine gidemediğimizi alışveriş merkezlerimizde, dükkânlarımızda, hizmet sektörlerimizde kullanılan malzeme ve ürünlerden kolaylıkla anlamak mümkündür. Bu manzaradan hoşlanmadığımızı deklere etmek tek başına bir işe yaramaz. Yaptığımız ve yapacağımız çalışmalarla çare üretmek zorundayız. Mademki, bu okullarda mezun olan öğrencilerimizin yüzde yirmi küsuru kendi eğitim alanında mesleklerine devam ediyor, o zaman bu alanda sorun var demektir. Bu sorunu sorun edinirsek kendimize, kısa bir süre içinde bu alana neşter vurmak mümkün olacaktır. Ülkemizin üretici güçleri ile hizmet veren sektörleri ele aldığımızda göreceğiz ki, iş görenlerimizin ekserisi eğitimsiz olduklarını, bu halleri ile kaynaklarımızı üretimde kullananlar olarak yine onlara görev yağmakta olduğunu görürüz. Endüstri Meslek Liselerine aldığımız öğrencileri haftanın iki günü okulda eğitime tabi tutsak… Bir gün AR-GE kuruluşunda fabrikalarda, atölyelerde, laboratuvarlarda yapacakları çalışmaların ön çalışmalarını yaptırsak. Kalan ikinci günde direk fabrikalarda, atölyelerde, laboratuvarlarda işçi olarak o işyerlerinde çalışanların yerine kullanırsak, o öğrenci mezun olduğunda ne olacağını daha eğitime başlar başlamaz fark etmiş olur. Eğer durum onun için normal bir hal gözüküyorsa, eğitimine devam eder, yok eğer normal değilse eğitim alanını değiştirerek hem kendi geleceğini kurtarmış hem de devlete yük olmaktan çıkmış olur. Okul öğrencileri, işyerlerine  çalışmak için verildiği günlerde, o işyerlerinde eğitimsiz olarak çalışan işçileri okula alıp eğitim verdirilerek, yüzde yüz mesleğini seçmiş elemanı eğitimli hale getirme olağanını kazanmış oluruz.
       Bu perspektifte eğitime yaklaşmak gerektiğini belirtirken, gelişmiş ülkelerdeki gelişmişliğin altında yatan sırında bu olduğu kanaatindeyim. Mimar Sinan ve benzeri dehaların hangi okulu bitirdiğini araştırırsak zaten işin sırını bulmak mümkün… Her işin eğitimi onun yapısına uygun yaptığımızda eğitim sorunu doğru çözülmüş olur.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aylık yaşam gideri bursu artırılıyor
Aylık yaşam gideri bursu artırılıyor
TMO çeltik alımına başlıyor
TMO çeltik alımına başlıyor