Advert
Advert
manisa escort hatay escort
istanbulmd.com
SEVGİ
Kadri Hoşgör

SEVGİ

Bu içerik 257 kez okundu.
Reklam

 

Dünyanın her yerinde ülkeler arasında, toplum içerisinde, aile arasında, sosyal platformda adeta savaşı aratmayacak derecede karşılıklı atışmalar, restleşmeler her geçen hız kesmeden devam etmektedir. Toplum nedensiz bir şekilde kaosa sürüklenmekte, ilişkiler gün geçtikçe azalmakta, sıkıntılar içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Tüm bu olumsuzlukları, elimizde olmadan sorgulasak da dile getirdiğimiz koca koca laflardan öte bir çözüm, bir çıkış yolu bulamayız. Aslında herkes her şeyin çözüm yolunu bildiği halde, hep karşı taraftan beklenti içerisine girdiğimiz ve herkes de aynı durumda olduğu için maalesef hiçbir şey değişmemektedir. Değişmediği gibi problemler daha vahim bir şekilde büyüyerek devam etmektedir. Tek çıkış yolu kendimize çeki düzen vermektir. Çünkü değiştirebileceğimiz tek varlık kendimizden başka hiç kimse değildir. Bugün küçük bir çocuğa bile istemediği hiçbir şeyi yaptıramazsınız. Belki yaptırırsınız ama zorla. O da ters teper ve nefret duygusu oluşturur, yani hiçbir faydası olmaz. Kendimizdeki eksikleri fark edip düzeltmeye karar verdiğimizde sihirli bir değnek gibi karşı tarafın tutum ve davranışları değişir veya bizi rahatsız edecek bir pozisyonda olmaz. Peki, bu nasıl olur? İşte bu sorunun cevabı yazımın başlığında gizli…

Çinli gelin ve geçimsiz kaynanası arasında geçen muhteşem bir hikâye:

Li-Li, gelin olup Çin geleneklerine uygun biçimde kaynanasının evine taşınmıştı. Ancak kısa bir süre sonra, kaynanasıyla arasında geçimsizlik baş gösterdi. Çünkü kişilikleri tamamen farklıydı ve birinin ak dediğine diğeri kara diyordu. Genç gelin ayrı bir eve taşınmak için nabız yoklayınca ortalık ayağa kalktı. Hiçbir gelin kaynanasından ayrı ev açamazdı. Çin gelenekleri buna asla izin vermiyordu. Li-Li mecburen vazgeçti. Arzusunu isteğini bastırıp kaynanasıyla oturmayı sürdürdü. Fakat hayat gitgide çekilmez oluyordu… Hele de eşinin hali perişandı… Annesiyle karısı arasında tükeniyordu adeta… Aslında hayat üçü için de cehennem azabına dönmüştü. Genç gelin çaresizlik içinde kıvranırken, aklına çılgın bir fikir geldi… Kaynanasını zehirleyecekti… Lakin bunu kimseye fark ettirmeden yapmalıydı. Doğruca babasının eski bir arkadaşı olan ihtiyar bir aktara koştu ve planını anlattı ona. “Peki” diyen yaşlı baharatçı, ona bitkilerden bir şurup hazırladı:

“Bu” dedi, “etkisi üç ay içinde görülecek bir zehirdir. Üç ay boyunca her gün azar-azar kaynananın yemeğine karıştıracaksın.”

Parmağını havaya kaldırarak devam etti yaşlı Çinli aktar: “Kaynanan öldüğünde kimsenin senden şüphelenmemesi için, üç ay boyunca kaynanana çok iyi davranmalı, bir dediğini iki etmemelisin. Kadıncağız üç ay sonra nasılsa ölecek, bari gözü arkada kalmasın.“

“Tamam” diyen Li-Li, sevinç içinde eve döndü ve yaşlı baharatçının dediklerini aynen uygulamaya koydu. Kaynanasına her gün çok güzel yemekler pişiriyor, o güne değin hiç olmadığı kadar da iyi davranıyordu. O kadar iyi davranıyordu ki, kaynanası gelinine yaptıklarından dolayı pişman olmaya başlamıştı. Gelinine haksızlık ettiğini düşünüyordu. Birkaç gün içinde o da değişip iyileşmeye karar verdi… Artık o da gelinine çok iyi davranıyordu.

Böylece aileye dirlik ve düzen gelmişti. Herkes çok mutluydu. Özellikle Li-Li’nin eşi, bu değişimden son derece memnundu. Annesiyle karısı arasında öğütülmekten kurtulmuştu. Fakat zehir etkisini gösterip kaynana ölünce ne olacaktı. Genç gelin yaptıklarından pişman bir vaziyette aktar dükkânının yolunu tuttu. Babasının dostu olan yaşlı aktarı tekrar buldu… Kaynanası için bir panzehir yapmasını rica etti.
Artık ölmesini istemiyorum; lütfen verdiğiniz zehri etkisizleştirecek bir panzehir hazırlayın. Li-Li konuşurken ağlıyordu… Yaşlı baharatçı, karşısında ağlayarak konuşan genç gelini gülümseyerek dinledikten sonra, sordu:
“Neden artık kayınvalidenin ölmesini istemiyorsun? Oysa buraya ilk geldiğinde çok kararlı görünüyordun!“

“İstemiyorum, çünkü…” dedi Li-Li gözyaşlarını silerek, “O çok değişti, artık eskisi gibi aksi değil; benim ak dediğime kara demiyor, evin içinde gülümseyerek dolaşıyor, bana kızım diye hitap ediyor… Anlayacağınız ey babamın dostu, evde her şey yolunda…“

İhtiyar baharatçının gülümsemesi tüm yüzüne yayıldı. “Demek işler yolunda, birbirinizle artık zıtlaşmıyorsunuz.”
“Asla!” dedi genç gelin, “zıtlaşmak şöyle dursun, çok seviyoruz birbirimizi biraz görmesek özlüyoruz…”

“Ve artık onun ölmesini istemiyorsun.”

“Asla! Kaynanamı o kadar seviyorum ki, ölürse dayanamam. Bu benim başıma gelebilecek en büyük felaket olur.”

Yaşlı aktar uzun sakalını çekiştirerekten tane-tane konuşmaya başladı: “Ey benim eski ve iyi dostumun kızı Li-Li! Merak etme, sana zehir diye verdiğim şey iştah açıcı etkisi olan bir şuruptu… Ondan yemeğine katarak, sadece kaynananın iştahını artırabilirdin.” Derin bir nefes aldıktan sonra devam etti: “Gerçek zehir senin beyninde idi… Adı ‘peşin hüküm’ ve ‘nefret’ti… Zaten nefret, peşin hükmün çocuğudur… Bir beyne yerleştiler mi, beyindeki tüm iyi şeyleri öldürürler. Kaynanana iyi davranınca beynindeki zehirlerden kurtuldun. Kaynanan da, senin iyi davranışların sayesinde kendi beynindeki zehirlerden kurtuldu… Sana iyi davranmaya başladı. Peşin hükümle birlikte nefret dağıldı gitti, yerlerine sevgi geldi. Sonuçta olmanız gerektiği gibi ana-kız oldunuz.”

Rivayete göre “Eski Bir Tapınak Yazıtı”ndan nefis bir ifade:  "Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.”

Okuduklarımızı anlayıp, uygulamak ve başkalarına da örnek olabilmek ümidiyle…

Unutmayalım: Hayatın %10’u başımıza gelenler; %90’ı onu nasıl karşıladığımızla ilgilidir.   

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
General Motors 3,4 milyon aracı geri çağırdı
General Motors 3,4 milyon aracı geri çağırdı
Türk ve İngiliz savunma sanayisi şirketlerinden iş birliği anlaşması
Türk ve İngiliz savunma sanayisi şirketlerinden iş birliği anlaşması