Advert

istanbul escort

porno izle

porno indir

Advert
Zamanımızı Yönetebiliyor Muyuz?
Kadri Hoşgör

Zamanımızı Yönetebiliyor Muyuz?

Bu içerik 873 kez okundu.
Reklam

 

Zaman Yönetimi konusunda anlatılan klasik hikâyeler vardır. Bunlardan birisi:

Öğrencilerine hayat üzerine ders vermek kararı ile sınıfa giren profesör, hiçbir şey söylemeden, kürsünün üstüne büyükçe bir kavanoz koyar…

Ardından kavanozu tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar… Öğrenciler, hep bir ağızdan kavanozun dolduğunu söylerler…

Bu sefer profesör içi çakıl taşı dolu olan bir torba çıkarır ve torbanın içindeki tüm çakıl taşlarını kavanoza döker…

Sonra çalkalayarak taşların tenis toplarının arasındaki boşluklara yerleşmesini sağlar…

Öğrencilerine tekrar sorar;

– “Kavanoz doldu mu çocuklar?”

Öğrenciler yine “evet doldu” diye yanıtlarlar.

Profesör bu defa içi kum dolu bir torba çıkarır ve torbanın içindeki tüm kumu kavanozun içine boşaltır…

Onu çalkalar ve kumların, içi tenis topu ve çakıl taşı dolu olan kavanoza yerleşmesini sağlar…

Bir defa daha sorar öğrencilerine;

– “Kavanoz doldu mu çocuklar?”

Öğrenciler bir kez daha yanıtlar;

– “Evet, doldu…”

Bu sefer profesör bir öğrencisini kantine gönderip iki fincan kahve almasını rica eder… Gönüllü bir öğrenci koşarak sınıftan çıkar ve kısa bir süre sonra iki fincan kahve ile geri döner…

Öğrencisinin elinden kahveleri alan profesör bu defa bu kahveleri kavanozun içine döker ve çalkalar…

Sınıfa dönüp son kez sorar;

“Kavanoz doldu mu arkadaşlar?”

Öğrenciler biraz şaşkın dördüncü defa “evet doldu” diye cevap vermek zorunda kalırlar…

Bunun üzerine profesör içi tenis topu, çakıl taşı, kum ve kahve dolu kavanozu iki eli ile kaldırarak sınıfa gösterir ve şöyle der; ´

– Bu kavanoz sizin hayatınızı simgeler…

Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir…

Aileniz, çocuklarınız, sağlığınız arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeyler…

Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur…

Çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeyleri temsil eder…

İşiniz, eviniz, arabanız vs…

Kum ise geriye kalan ufak şeylerdir…

Zamanı düzenli kullanmak çok önemli olmakla birlikte, çoğu insanın başarılı olamadığı bir şeydir. Esasında hepimiz zamanı verimli kullandığımızı iddia ederiz ama maalesef bu doğru değildir.

Yurt dışında bir programa katılan arkadaşım anlatmıştı: “Başka ülkelerden gelen insanlar, sabah etkinliğin başlayacağı süreden çok önce gelip yerlerini alıyordu. Ben de her gün, başlangıç zamanından çok önce gidip orada hazır bulunuyordum. Ama bizim arkadaşlarımız program başladıktan çok sonra koşa koşa, nefes nefese geliyordu. Ben bu durum karşısında salondaki diğer insanlara karşı çok utanıyor ve mahçup oluyordum.”

Şu an ismini hatırlayamadığım biri “Ben başarımı, her randevuma çeyrek saat önce gitmeye borçluyum.” demiş. Ne kadar net ve derin, içinde pek çok detaylar taşıyan bir ifade! Olay, sadece randevuya 15 dakika erken gitmek değil; aynı zamanda günlük yaşantıda bir disiplin söz konusu. Bu tür insanlar, son derece planlı ve çalışkandır. Zamanını verimli kullanır, boşa harcamaz.

Dernek, vakıf gibi sosyal projelerin yöneticiliğini, başkanlığına üstlenen kişiler genellikle başarılı bir işletme sahibidir ve normal zamanda kendi müesseselerinin başındadır. Kendi şirketini yönettiği gibi başkanlığını yaptığı sosyal sorumluluk projelerini de programlar ve oradaki görevini de ihmal etmeden buraya da gereken zamanı ayırırlar. Peki, bu işin üstesinden nasıl gelirler? Çünkü onlar zamanı verimli kullanmasını bilir; bu sebepten, yeterince zamanları vardır.  

Yıllar önce aldığım bir eğitim programında zamanı ne kadar verimli / verimsiz kullandığımızı anlamak adına sabah kalktığımızdan itibaren akşam yatana kadar yaptığımız her şeyi –af edersiniz WC de buna dâhil- dakikası dakikasına yazmamız istendi. İlk günlerde bana çok saçma, basit ve gereksiz gelen bu çalışma iki hafta sonra geri dönüp baktığımda pek çok şey anlatıyordu. Meğer ben en kıymetlimi, ne kadar saçma şeylere sarf ediyormuşum. Bunun farkına varınca çok şaşırdım ve o andan sonra zamanımı daha verimli kullanmaya çaba gösterdim.

Hızla akıp giden hayatta yapacak o kadar çok işimiz varken saniyelerimizi bile boşa harcamamalı, onların kıymetini bilmeliyiz. Çünkü geri gelmeyen bir daha elde edemeyeceğimiz tek şeydir o; tıpkı değer verip de öteki âleme göç eden sevdiklerimiz gibi…

O halde; hiç yoksa bu andan itibaren hayatı farkında olarak yaşayalım ve zamanımızı hoyratça kullanmayalım. Biliyorsunuz, giden geri gelmiyor…

Unutmayalım: Hayatın %10’u başımıza gelenler; %90’ı ise onu nasıl karşıladığımızla ilgilidir.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
'Ertelenen konut alma talebi bahar dönemiyle tekrar canlandı'
'Ertelenen konut alma talebi bahar dönemiyle tekrar canlandı'
İŞKUR Genel Müdürü Uzunkaya: Teşviklerden istifade etme oranı yüzde 46,7
İŞKUR Genel Müdürü Uzunkaya: Teşviklerden istifade etme oranı yüzde 46,7