Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert

Bu gurur TURSAB’ın

Beyoğlu’ndaki 135 yıllık tarihi Casa Garibaldi binasının kullanım hakları, İtalyan Vakfı ile imzalanan sözleşmeyle TÜRSAB’a kazandırıldı. TÜRSAB, restorasyonunu yaptırdığı Casa Garibaldi binasını etkinlik merkezi olarak kullanacak. Bu tarihi mekânın kaderini değiştiren girişimde önemli rol oynayan TÜRSAB, İstanbul’un en çok rağbet gören mecrasında, İstiklal caddesine yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor.

sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop vibrator vibrator vibrator izmir sex shop izmir sex shop ankara sex shop ankara sex shop antalya sex shop penis pompasi penis pompasi gaziantep sex shop sex shop gaiantep gaziantep sex shop sinop otelleri sinop otelleri sinop otelleri sinop otelleri sinop otelleri sinop otelleri

Bu gurur TURSAB’ın
Bu gurur TURSAB’ın Admin
Bu içerik 528 kez okundu.
Reklam

 

Taksim’in meşhur binası Garibaldi Binası

Beyoğlu’ndaki 135 yıllık tarihi Casa Garibaldi binasının kullanım hakları, İtalyan Vakfı ile imzalanan sözleşmeyle TÜRSAB’a kazandırıldı. TÜRSAB, restorasyonunu yaptırdığı Casa Garibaldi binasını etkinlik merkezi olarak kullanacak. Bu tarihi mekânın kaderini değiştiren girişimde önemli rol oynayan TÜRSAB, İstanbul’un en çok rağbet gören mecrasında, İstiklal caddesine yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor.

 

İtalya’nın ulusal kahramanı Giuseppe Garibaldi’nin hatıralarını da barındıran Casa Garibaldi, İtalya Devleti ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) 2012’de yaptığı protokolle İstanbul’un kent hayatına kazandırılmasına karar verilerek restorasyona alındı. Restorasyon çalışmalarını yürüten sanat tarihçisi Prof. Dr. Sedat Bornovalı, gazetemiz okurlarına şu bilgileri paylaştı:

Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi’nde yer alan İtalyan İşçi Cemiyeti 1863 yılında İtalyan ulusal kahramanı Giuseppe Garibaldi tarafından kuruluyor. Gençliğinde üç yılını İstanbul’da geçiren Garibaldi bir daha İstanbul’a gelip derneğe gerçek anlamda başkanlık etmeyi sürdüremiyor. Bugün İstanbul’daki evinin hatıra levhası hala dernek binasının merdiven holünde görülebiliyor.

Dernek ilk 20 yılını kendine ait bağımsız bir bina sahibi olmaksızın geçirmiş. Ama bina yokken de derneğin asli görevlerini yerine getirerek İstanbul’daki binlerce İtalyan’a destek sağladığı kayıtlarda yer alıyor. İşsiz kalana iş bulmaya, bulamayana da maddi destek olmak başlıca faaliyetler arasında. Derneğin üyesi doktor ve eczacılar da sağlık desteği veriyor. Dernek tüzüğüne göre dul kalanlara maddi destek de yine ana görevler arasında yer alıyor. Ülkesine kesin dönüş yapmak isteyenlerin yol masrafları da dernek tarafından karşılanıyor.

Garibaldi binası 1885 yılında, derneğin maddi olanakları biraz rahatlayınca bugünkü yerinde bulunan 3 ahşap evin satın alınıp yıkılarak arsalarının birleştirilmesinin ardından inşa edilmiş. Eski ahşap evlerin sahipleri çok tanınmış isimler. Pastacı Lebon ailesi ve İstanbul Erkek Lisesi, Merkez Bankası ve Arkeoloji Müzesi’nin de mimarı olarak tanıdığımız İtalyan Alessandro Vallauri.

Vallauri dernek adına binanın yapım sürecini de yöneten üye olarak da karşımıza çıkıyor. Daha yapılır yapılmaz küçük gelmeye başlayan bina 1909 yılında büyütülerek bugünküne yakın bir görünüme ulaşıyor. Tadilatın başındaki isimlerden biri de çok tanıdık: Taksim Anıtı, Ankara’daki Ziraat ve İş bankalarının da mimarı olan Giulio Mongeri.

Uzun yıllar boyunca bu binada, balolar, toplantılar, düğünler, konserler, sergiler yapılıyor. Hem İstanbul’un İtalyanları hem de salonları kiralayarak kullanan diğer topluluklar için bir buluşma noktası niteliğinde. Binlerce kitaplık zengin kütüphanesinin kültür meraklılarını bir araya getiren birim olduğu da anlaşılıyor.

Derneğin aldığı ilk darbe Libya’daki Osmanlı İtalyan savaşı. Doğal olarak bu süreçte iki ülke arasındaki dostluk kısa süreliğine de olsa sekteye uğruyor, tüm savaşan devletlerde olduğu gibi vatandaşlar karşılıklı sınır dışı ediliyor. Savaş sonrasında da kendi ülkesinde iş bulan, evlenen düzen kuran İtalyanlar yalnızca kısmen dönüş yapıyor. İtalya ile Osmanlı Birinci Dünya Savaşı’nda da karşı cephelerde olunca yine birçok İtalyan ülkesine kesin dönüş yapıyor.

Zaman geçtikçe İstanbul’da sayısı azalan İtalyanlar üye aidatlarıyla yapıyı bakımlı tutmakta zorlanınca, kütüphane ve tiyatro eskisi kadar cazibe uyandırmayınca zor günler başlamış. İtalyan Kültür Merkezi’nin açılması, İstanbul’daki bütün İtalyan vatandaşlarının tiyatro, konser ve kütüphane gibi hizmetlerden ücretsiz yararlanabilmesini sağlayınca anlaşıldığı kadarıyla birçoğu bunlar için aidat alan bir derneğe üyeliğini yenilememiş. Yıllar geçtikçe derneğin az sayıdaki üyesi nostaljik buluşmalar düzenleseler de fazlasına güçleri yetmemiş.

Dönemin İtalya Başkonsolosu Gianluca Alberini’nin duruma bir çözüm bulmak için Nişantaşı Üni. Öğr. Üyesi Sanat Tarihçi Prof. Dr. Sedat Bornovalı’yı göreve davet etmesi üzerine TÜRSAB devreye girdi. Türkiye turizminin kanunla kurulmuş bu kuruluşu İstanbul’un merkezindeki, iki ülkenin de tarihi açısından çok önemli bu Osmanlı yapısına tekrar hayat vermeye ve Türkiye turizmine kazandırmaya karar verdi.

Birinci grup tescilli kültür varlığı olan bu eserin önce projeleri titizlikle hazırlanmış ardından kurul onayı sonrası uygulama başladı.

Parsel içinde her nokta incelenirken ortaya İstanbul’un kuruluşuyla aynı dönemden M.S. 335 yılına ait bir mezar çıktı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin yönetiminde yapılan kazılarla on kadar mezara daha ulaşıldı ve C14 testleriyle buranın en az 200 yıl daha kullanılan bir geç Roma mezarlığı olduğu kanıtlandı.

Bizans döneminden itibaren 1900’lere kadar devam eden ve 700 yıllık bir döneme yayılan çanak çömlek varlığı da buluntuları iyice zenginleştiriyor. Tüm buluntular Müze deposunda ancak kısa süre içerisinde binada özel vitrinlerde teşhir edilmeleri planlanıyor. 

Şu anda bodrum ve çatı katlarının yanı sıra giriş, orta kat ve 9 metre tavanlı tiyatro salonu olmak üzere üç tarihi katın tamamı aslına uygun şekilde restore edilmiş durumda.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun onayıyla 5 katın tümüne dışarıdan erişim sağlayan bir asansörle yapı zenginleştirildi.

Duvarlara sonradan sürülen niteliksiz boya ve badana katmanları özenle raspalanınca 19. yüzyıldan kalan renkli kalem işleri ve tüm yüzeyleri saran yüz yıllık ahşap kaplamaların da hasarsız biçimde günümüze kaldığı ortaya çıkarak çalışma ekibine güzel bir sürpriz yaptı.

Proje ve izin aşamasının ardından 2,5 yıl, toplamda ise 5 yıl kadar süren çalışmalar, sonunda meyvelerini vermiş durumda: Bina artık kullanıma hazır hale geldi ve çağdaş tüm ihtiyaçlara hitap edecek şekilde klima dahil tüm tesisat yapının özgün haline zarar vermeden boşluklara yerleştirildi. Güzel bir sürprizle tarihi radyatörlerin hepsinin kullanılabilir durumda olduğu ortaya çıktı ve ısıtma ise tümüyle bunlar tarafından sağlanıyor.

Yapının arşivinde bulunan binlerce sayfalık el yazısı belgeler, Osmanlı’da yaşayan İtalyan topluluğunun tarihine de ışık tutacak şekilde dijitalleştirildi. Yakın zamanda bunlar da araştırmacıların hizmetine sunulacak.

 

Asst. Prof. Dr. Sedat Bornovalı

Nişantaşı Üniversitesi

FACULTY OF ENGINEERING AND ARCHITECTURE

 

Tarihi yapının, önümüzdeki günlerde TÜRSAB tarafından bir sosyal merkez ve etkinlik alanı olarak kullanılması öngörülüyor. Binanın, tüm seyahat acentaları ve turizm sektöründe hizmet veren kurum ve kuruluşların hizmetine sunulacağı belirtildi.

 

TÜRSAB Garibaldi Binası Turizm Taksim Tansu Demir Firuz Bağlıkaya Casa Garibaldi
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Marmara Gölü'nün yükselmesi balıkçıların yüzünü güldürdü
Marmara Gölü'nün yükselmesi balıkçıların yüzünü güldürdü
Rize-Artvin Havalimanı 2020 yılı sonunda hizmete açılacak
Rize-Artvin Havalimanı 2020 yılı sonunda hizmete açılacak